20 bin mahkuma bayram

20 bin mahkuma bayram

Kamuoyunda 10. Yargı Paketi olarak bilinen ceza infaz düzenlemesi Meclis’te kabul edildi. Mükerrer suç işleyenler, ağır hasta ve engelliler ile hırsızlık, dolandırıcılık ve yaralama gibi suçlardan hükümlü 19 bin 800 kişi evlerine dönmeye başladı. Çözüm süreci gerekçesiyle hazırlanan infaz yasasında PKK’lıların tahliyesini içeren ‘örgüt suçları’ maddesi ise sonbahara bırakıldı.

Adalet Bakanı Tunç’un cezasızlık algısının ortadan kaldırılmasını amaçladığını söylediği İnfaz Paketi’ne muhalefet tepki gösterdi. PKK’lılara yönelik tahliye bekleyen DEM Parti de düzenlemeden memnun kalmadı. İYİ Parti’li Poyraz, “Adam kaldırma, rüşvet, zimmet, irtikap suçu işleyenlere keyfi infaz indirimleri yapıldı. Geldiğimiz nokta yapanın yanına kâr kalan bir Türkiye” dedi.

Kamuoyunda “10. Yargı Paketi” olarak bilinen kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’ndan geçti. Meclis gündemine 30 madde olarak gelen tekliften partilerin uzlaşması sonucu 8 madde çıkarıldı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, düzenlemeyle cezasızlık algısının ortadan kaldırılması, özel infaz usullerinin kapsamının genişletilmesi, suçun işlenmesinin önlenmesi ile trafik güvenliğinin artırılmasının amaçlandığını söyledi. Tunç “Hukukun üstünlüğünü esas alan, gecikmeyen ve öngörülebilir bir adalet sistemi vizyonuyla hazırladığımız ‘Yargı Reformu Strateji Belge’mizde yer alan hedeflerimizi hayata geçirmeye devam edecek, Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı yapacağız” dedi. Düzenlemeyle mükerrer suçlardan hüküm giyenler de şartlı salıvermeden yararlanabilecek. Böylece yaklaşık 19 bin 800 hükümlünün bırakılması mümkün hale geldi. Tahliyeler Resmi Gazete kararı sonrası aynı gün başlayacak.

Genel Kurul’daki görüşmelerde söz alan İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz ise, adalet sistemini eleştirdi. Hükümetin uygulamalarıyla cezasızlık algısının oluştuğunu belirten Poyraz, şöyle konuştu: “Af bekleyen tutuklular, hükümlüler ve yargılananlar dışında bu suç ve iddiaların mağdurları da var. Toplumun geri kalanı için bu süreç birçok açıdan örnek teşkil edecek. 396 ceza infaz kurumu var. Toplam kapasite 300 bin, mevcut tutuklu ve hükümlü sayısı 416 bin. Sadece bu rakamlar bile bize tartışmamız ve çözmemiz gereken esas konuları işaret ediyor. Yirmi üç yıllık AK Parti iktidarında 7 paket halinde Anayasa değişikliği yapıldı. 2002’de haksız ve hukuksuz bir şekilde sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olmasını engelleyen maddelerdeki değişiklikle başlayan süreç 2017’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine evrildi. Tüm bu değişiklikleri analiz ettiğimizde hepsinin tek bir kişi için yapılan değişiklikler olduğu karşımıza çıkıyor. İki yılda bir sosyal güvenlik affı, üç yılda bir vergi affı, beş yılda bir infaz indirimi derken kanunlara, kurallara uyan, vergisini ödeyen, devletle karşı karşıya gelmeyen vatandaşın kurallara riayeti âdeta köreliyor.

Bugüne kadar infaz indirimlerinde anayasal düzene ve devlete karşı işlenen suçlar, uyuşturucu, cinayet ve cinsel suçlar hariç tutuldu. Hırsızlık, dolandırıcılık, adam yaralama, adam kaldırma, rüşvet, zimmet, irtikap, daha birçok suç ya vatandaşa karşı ya da kamu güvenine karşı işlendi. Bu suçların mağduru ister kamu ister vatandaş olsun, mağduriyetlerinin giderilmesi aranmadan keyfi infaz indirimleri gerçekleştirildi. Geldiğimiz nokta, yapanın yanına kâr kalan bir Türkiye oldu. Bugün, adam yaralama ya da adam kaldırma suçlarının hemen hemen tamamı büyük ya da küçük bir çete adına icra ediliyor. Failler suçu meslek hâline getirdi. Kolluk ve yargı bunu ispatlayamadığı için itiraf etmiyorlar. Bu infaz indiriminden onlar da faydalanacak. İnfaz indirimi, hassas bir konu. Toplumun tamamının merkeze alınması gerekiyor. Devletin ya da şahısların zararlarının tazminini, şahsa karşı işlenen suçlarda da mağdurun rızasını şart koymak mecburiyetindeyiz.

Exit mobile version