Antalya Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Emine Erkal öncülüğünde yürütülen projede, 13 kişilik dev bir ekip gece gündüz demeden çalıştı. Selçuklu dönemine ait kumaşların teknik özelliklerini ve desen yapısını çözmek için dünya üzerindeki nadir örnekler tek tek tarandı. Yapılan incelemeler sonucunda 17 kumaş tespit edilirken, bunlardan 9 tanesinin desen analizi ve tarihsel kimliklendirmesi tam not alarak tamamlandı. Erkal, Selçuklu Sultanı 1. Alaeddin Keykubad’ın Antalya’yı bir dokuma merkezi olarak konumlandırmasının bu çalışmanın temel dayanağı olduğunu vurguladı.
Selçuklu ipeğini sadece bir tekstil ürünü olmaktan çıkaran en önemli özellik, taşıdığı derin anlamlar ve yüksek teknik donanımdır. Sanat tarihçisi Semiha Aleyna Ergezer’e göre, bu kumaşlar o dönemde birer “statü göstergesi” olarak kabul ediliyordu. Metal ipliklerin kullanımıyla elde edilen parlaklık ve kabartmalı yüzey etkisi, saray halkının gücünü ve askeri kudretini simgeliyordu. Bugün yeniden üretilen bu dokumalar, 800 yıl önceki estetik inceliği birebir yansıtıyor.
Yeniden üretilen kumaşlarda Selçuklu sanatının karakteristik izleri olan madalyonlu kompozisyonlar ve simetrik figür yerleşimleri dikkat çekiyor. Rumi ve kıvrık dal gibi bitkisel bezemelerin yanı sıra, çift başlı kartal, aslan ve ejderha figürleri, şahin ve at sembolleri gibi hükümdarlık ideolojisini yansıtan ikonik figürler dokumalara işleniyor. Enstitü, bu tarihi dokuları günlük hayatta kullanılabilecek modern kıyafetlere ve onurla taşınabilecek özel tasarımlara dönüştürmeyi hedefliyor.
