Depremlerin ardından Türkiye, hızla harekete geçti. Devletin tüm birimleri, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler enkaz altındaki insanlara ulaşmak için zamanla yarıştı. 650 bin personel, 20 bin araç, 141 helikopter, 182 uçak ve 23 gemi ile arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Ancak, şiddetli kış koşulları ve yolların hasar görmesi nedeniyle yardım ekipleri bazı bölgelere ulaşmakta güçlük çekti.
Böylesine büyük bir felaketin ardından akıllara gelen en önemli soru, “Bu yıkım engellenebilir miydi?” oldu. Uzmanlar yıllardır bu bölgede büyük bir depremin yaşanabileceği konusunda uyarılarda bulunuyordu. Ancak yapı denetimi ve şehir planlamasındaki eksiklikler, felaketin boyutunu artırdı.
Depremin ardından, hem kurtarma ekiplerinin hem de sıradan vatandaşların kahramanlık hikâyeleri hafızalara kazındı.
Depremin simgesi haline gelen en çarpıcı görüntü Mesut Hançer’in fotoğrafı oldu. Kahramanmaraş’ta enkaz başında, hayatını kaybeden 15 yaşındaki kızı Irmak’ın elini bırakmayan acılı babanın o anları, felaketin en yürek burkan karelerinden oldu.
