Arıkan, konuşmasına “Türkiye yönetilemiyor” sözleriyle başladı. Yargının siyasete, bütçenin faize, dış politikanın ise Trump’a teslim edildiğini savunan Arıkan, enflasyonun TÜİK’e, ailenin RTÜK’e, emeklinin açlığa, gençlerin umutsuzluğa, üreticinin bankaya, çiftçinin ise borç sarmalına teslim edildiğini ifade etti.
Saadet Partisi lideri, “Bu böyle gitmez. Bu düzen değişmek zorunda” dedi.
Arıkan, konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki açıklamalarına da değindi. Bahçeli’nin yaraları sarmak, birlik olmak ve ilişkileri onarmaktan söz ettiğini hatırlatan Arıkan, bu ifadelerin ardından “teslimiyet ya da pazarlık olmadığına” ilişkin vurgular yapılmasını dikkat çekici bulduğunu söyledi.
Arıkan, “Gerçekten güzel bir iş yapıyorsanız, samimiyseniz, kendinizden eminseniz; yaraları sarma, birlik olma, ilişkileri onarma beyanının ardından niçin tüm bunların teslimiyet ya da taviz olmadığını açıklama ihtiyacı hissediyorsunuz?” diye sordu.
Sürecin muğlak ve müphem olduğunu savunan Arıkan, “İktidarın ve iktidar ortaklarının sürece dair yaptıkları konuşmalar, maalesef sürecin muğlaklığını ve müphemliğini gidermiyor, tam tersine kaygılarımızı artırıyor” ifadelerini kullandı.
Arıkan, birlik ve çözüm söylemlerine karşı olmadıklarını ancak bunun hukuk dışı uygulamalarla aynı anda yürütülmesine itiraz ettiklerini belirtti.
Saadet lideri, “Kimse bizden bir elde tutulan gazlı bezle yara sarıyormuş gibi yapılırken, diğer elde tutulan falçata ile faça atılan bir sürece ortak olmamızı beklemesin” dedi.
Arıkan, çifte standart içeren uygulamalara “hak ve adalet” denilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
