CHP Genel Merkezi girişine “mutlak butlan” kararı asıldı
Bu konu CHP’nin iç meselesidir. Taraflar, şikayetçiler, mağdurlar ve şüpheliler CHP’lidir. Bu meselede prensip olarak bir tarafı ilzam etmek gibi bir düşüncem yoktur. Merhum Erbakan Hocamız böyle durumlarda hiçbir fikir beyan etmez, “Onlar birbirlerini daha iyi tanır ve genelde birbirler için söyledikleri doğrudur. Biz bu konuda taraf olmayalım.” derdi.
Ancak bir hukukçu ve siyasetçi olarak meseleye bakış açım şöyledir. Ben, BAM Dairesi’nin 20 sayfalık kararını okudum. Bir hukukçu olarak bu kararı yetki, görev ve usul hukuku bakımından yanlış buluyorum.
Bülent Arınç, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını incelediğini belirterek, kararın hukuki yönüne ilişkin eleştirilerde bulundu.
Bugüne kadar Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve ilgili hususlarda YSK dışında bir hukuk mahkemesi karar vermedi. Kararı, konjonktürel bir karar niteliğinde görüyorum. Asıl vahim olan bu kararın ihtiyati tedbirli olarak verilmesidir. Oysa Yargıtay denetiminden geçmesi açısından tedbirli olmadan da karar verilebilir ve bugünkü kaos ortamı oluşmayabilirdi. Kararın Yargıtay’da kesinleşmesi durumunda gerekli tüm işlemler kavgasız sonuçlanırdı. Uygulamada böyle bir tedbirli karar da görülmedi. Bütün bu durum karşısında Yargıtay’a düşen görev, bir an önce hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar vermesi ve tedbirin kaldırılmasıdır.
Arınç, “Ben, BAM Dairesi’nin 20 sayfalık kararını okudum. Bir hukukçu olarak bu kararı yetki, görev ve usul hukuku bakımından yanlış buluyorum” dedi.
Siyaset açısından baktığımızda da gördüğümüz manzara iç açıcı değildir. Bendeniz, üç partisi Anayasa Mahkemesi tarafından, bir partisi de 12 Eylül Darbesi ile kapatılmış; yine bir partisi kapatılmaktan bir oy farkla dönmüş, açılan her davada hakkında siyaset yasağı talep edilmiş bir siyasetçiyim. BAM kararı elbette bir parti kapatma kararı değildir ancak sonuçları itibariyle bir partiyi işlevsiz hale getirmek, içini karıştırmak ve gücünü yok etmek neticesini doğurabilecek bir karardır. Kendi tecrübemle söylemek isterim ki bu tür müdahaleler siyasi partilerden daha çok başta siyaset kurumu olmak üzere kurumların işlevsiz kalmasına ve demokrasinin yolunun kesilmesine sebebiyet verir.
Bugüne kadar Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve ilgili hususlarda YSK dışında bir hukuk mahkemesinin karar vermediğini belirten Arınç, söz konusu kararı “konjonktürel bir karar” olarak gördüğünü ifade etti.
Merhum Erbakan Hocamız partimiz her kapatıldığında kimseyi sokağa, taşkınlığa ve vurup kırmaya teşvik etmemiştir. Alınan kararı üzüntüyle karşılar ve büyük davamız yanında bunun nokta kadar değeri yoktur diyerek yoluna devam ederdi. Biz yolumuza devam ettik ve AK Parti ile milletimizin yolunun bizimle olduğuna inandık. Düşe kalka ama dosdoğru yürüdük. AK Partiyi kuran kadro nice darbeler, muhtıralar, yol kesmeler, tehditler ve kumpaslara rağmen yıllardır milletin güvenini taşıyor. Yine bu kadro, önüne kurulan barikatları tekme tokatla yıkmak yerine zaman içerisinde hukuk ve sabırla milletimize güvenerek yoluna devam ediyor. “Muhtar bile olamaz!” çığlıklarının atıldığı günden bugüne geldiğimizde, hukuka ve aziz milletimize güvenimiz neticesinde de bugün 11 yıl kesintisiz Başbakanlık, 12 yıldır da kesintisiz Cumhurbaşkanlığı görevi yapan bir liderimiz ve milletimizin gönül tahtında olan AK Partimiz var.
Arınç, kararın içeriği kadar ihtiyati tedbirli verilmesini de eleştirdi.
“Kararı, konjonktürel bir karar niteliğinde görüyorum. Asıl vahim olan bu kararın ihtiyati tedbirli olarak verilmesidir” diyen Arınç, kararın tedbirsiz verilebileceğini ve Yargıtay denetiminden sonra kesinleşmesi halinde gerekli işlemlerin kavgasız yapılabileceğini söyledi.
Arınç, mevcut kaos ortamının da ihtiyati tedbir kararından kaynaklandığını savundu.
Bülent Arınç, bu süreçte Yargıtay’a önemli bir görev düştüğünü belirtti.
Arınç, “Bütün bu durum karşısında Yargıtay’a düşen görev, bir an önce hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar vermesi ve tedbirin kaldırılmasıdır” ifadelerini kullandı.
