İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında bulunan 1 numaralı salonda görülen duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, başka tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ve tarafların avukatları hazır bulundu.
Duruşmada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Vekili Nuri Aslan, 20 Ekim 2025’teki CHP 39. Olağan İstanbul İl Kongresi’nde yeniden CHP İl Başkanı seçilen Özgür Çelik, CHP’li bazı genel başkan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri, partililer ve sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.
İlk olarak savunması alınan tutuklu sanık Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhan Kayhan, çalışma hayatı boyunca hep belediyelerde görev yaptığını söyleyerek şunları kaydetti:
“Adıyaman’daki çalışmalar adeta bir şantiye alanı gibiydi. Gerçekten çok zor durumda olan bir kentti. Orada faydalı olabileceğimi düşündüğüm için göreve başladım. Adıyaman’da insanlar büyük travmalar yaşamıştı. Üzülerek söylüyorum ki bu ülkede kötülük o kadar sıradanlaştı ki insanlar, kendi konforları ve kendi hayatları için hiç düşünmeden bir başkasına yalan söyleyebiliyor, iftira atabiliyor ve insanların hayatını mahvedebiliyor. Ben de 8 aydır cezaevinde yatıyorum.
Benimle ilgili ifade veren arkadaş Savaş Çetinkaya’yı İzmir’den tanırım. Kendisi de İzmir’de yaşıyor. 2016 yılında Altaş firmasında çalışıyordu. O dönem personel alımlarında kendisini arardım, bize yardımcı olurdu. Tanışıklığımız çok eskiye dayalıdır. Zaman zaman aramızda para alışverişi de olmuştur. En son belediye başkan aday adaylığım sürecinde Ankara’da da yanımdaydı. Kendisiyle sürekli görüşüyorduk, bana destek oluyordu. Ancak anlam veremediğim bir şekilde bana böyle bir iftirada bulundu. Yıllardır tanıdığım bir arkadaşla aramızdaki para alışverişi bir anda rüşvet alışverişi olarak nitelendirildi.
Kendisinin bana gönderdiği 170 bin liralık bir para vardır. Ben bu parayı aldığımı zaten söylüyorum. Ancak benim ona gönderdiğim 25 bin liralık bir ödeme, sanki ben ondan rüşvet almışım gibi dosyada gösteriliyor. Yani benim gönderdiğim para, benim aleyhime rüşvet olarak kullanılmıştır. Bunu kabul etmiyorum. Sanki aramızda sürekli bir para alışverişi varmış gibi gösteriliyor. Bu kadar yakın bir arkadaşımla bu noktaya gelmiş olmamızı anlayamıyorum. Ben aldığım bütün paranın tamamını arkadaşımıza ödedim. Buna rağmen bu arkadaş beni tanımadığını söylüyor, böyle bir durumun olmadığını iddia ediyor. Dosyada o kadar çok yalan beyanı var ki, kendisiyle benim Abdurrahman Tutdere tarafından tanıştırıldığımızı dahi söylüyor. Böyle bir şey kesinlikle yoktur.
