Babacan, konuşmasının başında Ramazan ayının bereket, paylaşma ve kardeşlik iklimine vurgu yaptı. Aynı sofrada buluşmanın önemine işaret eden Babacan, davetlilere katılımları nedeniyle teşekkür etti.
Türkiye’de milyonlarca insanın iftar sofrasını kurarken artık önce cebine bakmak zorunda kaldığını söyleyen Babacan, emeklilerin, asgari ücretlilerin ve gençlerin sürekli hesap yapmak zorunda kaldığını belirtti. Hayat pahalılığının toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkilediğini ifade eden Babacan, “Çünkü hayat pahalı. Çünkü mutfakta yangın var. Çünkü geçim zor… Çok zor” dedi.
Ekonomide yaşanan sıkıntılara ilişkin veriler paylaşan Babacan, OECD verilerine göre gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkenin Türkiye olduğunu söyledi. Pandemiden bu yana ülkelerde kümülatif gıda enflasyonunun ortalama yüzde 40 civarında seyrettiğini, Türkiye’de ise bunun yüzde 700’ün üzerine çıktığını belirten Babacan, iktidarın yanlış politikalarla enflasyonu artırdığını ve bu yükün millete ödetildiğini savundu.
Dört kişilik bir ailenin aylık yalnızca gıda harcamasının 31 bin liranın üzerinde olduğunu ifade eden Babacan, buna kira, elektrik, doğalgaz, okul, sağlık ve ilaç giderlerinin dahil olmadığını vurguladı.
Konuşmasında çocuk yoksulluğuna da değinen Babacan, Türkiye’de çocukların yaklaşık üçte birinin yoksulluk riski altında yaşadığını söyledi. Çok sayıda çocuğun hayata adil olmayan şartlarda başladığını kaydeden Babacan, bazı çocukların okula aç gittiğini ya da öğün atlamak zorunda kaldığını ifade etti.
Babacan, Merkez Bankası’nın verilerine de atıfta bulunarak 2025 yılında cari açığın 10 milyar dolardan 25 milyar dolara yükseldiğini söyledi. Finans hesabı açığının da 21 milyar dolardan 42 milyar dolara çıktığını belirten Babacan, bunun Türkiye’den çıkan sermayenin, gelen sermayeden çok daha hızlı arttığını gösterdiğini kaydetti.
