İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü ve Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Tuncay Taymaz ve ekibinin öncülük ettiği uluslararası bir araştırma, Kuzey Anadolu’nun derinliklerinde milyonlarca yıl öncesine ait Tetis Okyanusu’ndan kalma levha parçalarının izlerini ortaya koydu. Saygın bilim dergisi “Earth and Planetary Science Letters”da (Elsevier) yayımlanan “Kuzey Türkiye’nin Altındaki Kalıntı Tetis Levha Parçaları” başlıklı makale, bölgenin karmaşık jeolojik geçmişine ışık tutuyor ve yer bilimleri camiasında heyecan yarattı.
Prof. Dr. Tuncay Taymaz, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda, “Yeni makalemizi duyurmaktan heyecan duyuyoruz! Kuzey Türkiye’nin altındaki kalıntı Tetis levha parçalarını incelediğimiz bu çalışma, Earth and Planetary Science Letters dergisinde yayımlandı,” ifadelerini kullandı.
Araştırma ekibinde İTÜ’den Prof. Dr. Tuncay Taymaz ve Dr. Tuna Eken’in yanı sıra, Judith M. Confal (makalenin başyazarı), Maximiliano J. Bezada ve Manuele Faccenda gibi uluslararası araştırmacılar da yer alıyor.
Çalışma, Kuzey Anadolu’nun altında, 80 ila 250 kilometre derinliklerde, sismik P-dalgalarının normalden daha hızlı hareket ettiği beş adet “parmak benzeri” yapı tespit etti. Yüksek çözünürlüklü P-dalga tomografisi yöntemiyle elde edilen bu bulgular, bir zamanlar Gondvana ve Lavrasya kıtalarını ayıran Paleo-Tetis ve Neo-Tetis okyanuslarından kalan levha parçaları olabileceğine dair güçlü kanıtlar sunuyor.
Milyonlarca yıl boyunca devam eden kıtasal çarpışmalar ve çoklu yitim (subdüksiyon) döngüleri, Anadolu coğrafyasını şekillendirdi. Bu yeni keşfedilen yüksek hızlı sismik anomaliler, Neo-Tetis levhasının erken Senozoyik’ten bu yana yüzeyin altına itilmesi (underplating) sonucu yüzebilirliğini korumuş sığ kalıntıları olabileceği düşünülüyor. Bu yapıların özgün geometrisi ve konumu, kıtasal-kıtasal yakınlaşma veya yakın zamanda gerçekleşmiş litosferik çökme (foundering) ile bağlantılı aktif manto akışına işaret ediyor.
Makalenin giriş bölümünde belirtildiği gibi, Anadolu ve Doğu Akdeniz’in mevcut levha tektoniği ve son 30 milyon yıllık evrimi iyi belgelenmiş olsa da, daha önceki levha hareketlerini ve litosfer-astenosfer evrimini anlamak oldukça zorlu bir süreç. Bu çalışma, özellikle Güney Türkiye’de yaşanan yıkıcı depremler ve Kuzey Anadolu Fay Zonu (NAFZ) boyunca devam eden yüksek sismik risk göz önüne alındığında, bölgenin jeodinamik geçmişinin anlaşılmasına önemli bir katkı sunuyor.
