Boğaz’ın 200 yıllık tarihi mirası: Batı etkisi ve nadir eserleriyle dikkat çekiyor

Boğaz’ın 200 yıllık tarihi mirası: Batı etkisi ve nadir eserleriyle dikkat çekiyor

Halk arasında Arnavutköy Camii veya konumu nedeniyle Akıntıburnu Camii olarak da bilinen yapı, bölgedeki Müslüman yerleşiminin mimari mührü kabul ediliyor. Dikdörtgen planı ve tek minaresiyle sahil şeridinin siluetini tamamlayan cami, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisinin yalın ama vakur duruşunu günümüze taşıyor.

Dr. Öğretim Üyesi Resul Yelen’in aktardığı bilgilere göre; Tevfikiye Camii, “fevkani” yani yüksek bir platform üzerine inşa edilmiş özel bir yapı. İlk yapıldığı dönemde alt kısmında kayıkhanelerin bulunduğu caminin bu bölümleri, günümüzde dükkan olarak hizmet veriyor. Yapının doğu köşesinde yükselen taş minaresine karşılık, batı kısmında ise dönemin padişahlarına ayrılan bir Hünkar Köşkü yer alıyor.

Caminin iç dekorasyonu, Osmanlı’nın batılılaşma dönemine ait karakteristik izler taşıyor. Harim bölümündeki duvarlarda boylu boyunca uzanan kalem işi sütun ve başlık resimleri, mekana derinlik ve estetik bir değer katıyor. Ayrıca cami içerisinde Hattat Arapzade Sadullah Efendi’ye ait meşhur “Hilye-i Hakani” levhasının bulunması, yapıyı hat sanatı açısından da paha biçilemez kılıyor.

Son yıllarda titizlikle yürütülen restorasyon çalışmaları sayesinde, caminin ahşap minber ve vaaz kürsüsündeki gizli kalmış süslemeler yeniden hayat buldu. Kiremit çatısı, taş duvarları ve mütevazı ahşap mahfiliyle Tevfikiye Camii, İstanbul’un tarihi kimliğini Boğaz’ın sularıyla buluşturmaya devam ediyor.

Exit mobile version