Yunanistan’ın kuzeydoğusunda, Halkidiki Yarımadası’nın doğu ucunda yer alan Mount Athos, Ortodoks Hristiyanlar için benzersiz bir dini merkez. “Kutsal Dağ” olarak anılan bölge, 10. yüzyıldan bu yana kesintisiz manastır yaşamına ev sahipliği yapıyor. Bugün yarımadada 20 büyük manastır, çok sayıda keşiş hücresi ve dini yerleşim bulunuyor. Resmen Greece sınırları içinde olmasına rağmen Aynoroz, idari bakımdan özerk bir statüye sahip. Günlük yaşam ise büyük ölçüde dini kurallarla şekilleniyor.
Aynoroz’u dünya üzerinde eşsiz kılan en belirgin kural “Avaton”. Bu uygulama, kadınların bölgeye girişini kesin biçimde yasaklıyor. Kural yalnızca insanlarla sınırlı değil, dişi hayvanların dahi yarımadaya sokulmasına izin verilmiyor. Kökeni Bizans İmparatorluğu dönemine uzanan bu gelenek, Ortodoks inancındaki kutsallık anlayışına dayanıyor. İnanca göre Aynoroz, Meryem Ana’ya adanmış özel bir ruhani alan olarak kabul ediliyor.
Manastır yaşamı, dünyevi bağlardan kopuş ve mutlak inziva fikri üzerine kurulu. Keşişler için Aynoroz, dış dünyanın etkilerinden arınılması gereken bir sığınak. Kadın yasağının temel gerekçesi de bu manevi disiplinin korunması. Bekâret, içe dönüş ve nefsani arzulardan uzaklaşma ilkeleri doğrultusunda, karşı cinsin varlığının dikkat dağıtıcı olabileceği savunuluyor. Bu anlayış, yüzyıllardır değişmeden devam ediyor.
Bu köklü gelenek günümüzde eleştirilerden muaf değil. Özellikle European Union üyesi bir ülkede cinsiyete dayalı bir yasak uygulanması, insan hakları ve eşitlik perspektifinden tartışma yaratıyor. Buna karşın Aynoroz’un tarihsel özerkliği ve dini statüsü, uygulamanın sürmesini sağlıyor. Bölgeye yalnızca özel izinle ve sınırlı sayıda erkek ziyaretçi kabul ediliyor.
