Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı analizde, Gemlik’te yaşanan bu sarsıntıların tesadüf olmadığını ve Kuzey Anadolu Fayı’nın (KAF) Güney Kolu üzerindeki birikmiş enerjinin bir işareti olduğunu vurguladı. Bektaş’a göre, Bursa’nın deprem riskini artıran iki büyük tarihi olay var:
1. Stres Transferi (Doğudan Gelen Yük): Bektaş, 1939’daki büyük Erzincan depreminin batıya doğru bir stres göçü başlattığını belirtti. Bu göç, 1957 ve 1967 yıllarında Mudurnu Vadisi’nde büyük depremlere neden oldu. Bu depremler de, enerjilerini bir sonraki halka olan Gemlik Körfezi’ne transfer ederek fayları yükledi.
2. Stres Transferi (Kuzeyden Gelen Yük): İkinci ve daha yakın tarihli büyük etki ise 1999’da yaşandı. KAF’ın Kuzey Kolu üzerinde meydana gelen 1999 İzmit ve Düzce depremleri, sadece kendi hatlarını kırmakla kalmadı, aynı zamanda güneye, yani Güney Kola doğru da bir stres transferi yaparak Gemlik Körfezi faylarındaki gerilimi daha da artırdı.
Prof. Dr. Bektaş, bu iki temel deprem parametresinin, yani hem doğudan hem de kuzeyden gelen stres transferlerinin, KAF’ın Güney Kolu’nda, Bursa’dan Çanakkale’ye kadar uzanan hat boyunca deprem tehlikesini önemli ölçüde artırdığı sonucuna vardı.
Bugün Gemlik’te yaşanan 4.0 ve 4.4’lük depremler, bu birikmiş stresin küçük bir boşalması olarak yorumlanırken, aynı zamanda fay hattının ne kadar aktif ve tehlikeli olduğunu da bir kez daha gözler önüne serdi. Bu analiz, Marmara’nın güneyinde yaşayan milyonlarca vatandaş için önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
