CHP Kurultay davası 8 Eylül’e ertelendi

CHP Kurultay davası 8 Eylül’e ertelendi

Özel’den kurultay davası öncesi açıklama: Amaç CHP’yi tartıştırmak ancak dimdik ayaktayız

Dava, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegelerin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultay’ın iptalini talep etmesiyle başlamıştı. 6 Nisan 2024 tarihli 21. Olağanüstü Kurultay’a yönelik “yok hükmünde sayılması ve iptali” talepli başka bir başvuru ile birleştirilmişti.

İptali istenen 38. Kurultay’da seçilen Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri, dava sonucunun kendilerini de ilgilendirdiğini belirterek CHP Genel Merkezi ile birlikte “feri müdahil” olarak davaya katılmak için mahkemeye başvurdu. Avukatların talebi olan feri müdahale kabul edildi, CHP PM üyeleri davaya katılacak.

Lütfü Savaş’ın avukatı, katılma talebinin reddini ve sözlü yargılama aşamasına geçilmesini istedi. Avukat, kurultayın iptalini ve Özgür Özel yönteminin tedbiren görevlerinden uzaklaştırılmasını talep etti.

Duruşmada söz alan Lütfü Savaş’ın avukatı, CHP yönetiminin Kılıçdaroğlu’na verilmesi gerektiğini savundu. Avukat, “38’inci olağan kurultayında organize şekilde suç işlenerek delege iradeleri sakatlanmıştır. Kurultay mutlak butlanla sabittir” dedi. 6 Nisan’daki seçimli olağanüstü kurultayın ise yetkisiz genel başkan tarafından verildiğini, “kanuna karşı hileye başvurularak yapıldığını” öne sürdü.

Kurultayın gayri meşru olduğunu iddia eden avukat, “Genel başkan seçilmeyen bir kişi tarafından yürütülen bu süreç bir mizansendir. Seçilmeyen bir kişinin genel başkan olması kabul edilemez” ifadesini kullandı. Bu gerekçelerle, Özgür Özel’in görevden el çektirilmesini ve partinin dönemin genel başkanı Kılıçdaroğlu tarafından yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Kemal Kılıçdaroğlu göreve çağrılmalıdır” dedi.

Sözlü beyanda bulunan CHP’nin avukatı Çağlar Çağlayan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ceza davasında ifade vermediğine dikkat çekti. Ceza yargılamasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini söyledi. Yargılananların beraat etme ihtimallerine işaret eden Çağlayan, “Beraat kararı verilirse bu dava içinden çıkılmaz bir hal alır” dedi. Ceza dosyasındaki delillerde, kimsenin kimseye menfaat verdiğinin ispatlanamadığını vurguladı.

Çağlayan, siyasi partilerin iç işleyişine dair yargı yetkisine dikkat çekerek, “Partilerin seçimlerine ilişkin itirazlar, seçim kurullarına yapılır ve bu konuda karar verme yetkisi seçim hakimlerindedir” dedi. Adli yargının bu tür uyuşmazlıklarda yetkisiz olduğunu vurgulayan Çağlayan, “Siyasi partiler seçimlerini yargı denetimi altında yapar. Ancak mahkemenin, bir partinin kim tarafından yönetileceğine karar vermesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Çağlayan, böyle bir yaklaşımın, seçilmiş yöneticilerin görevlerini sürekli mahkeme tehdidi altında yürütmelerine ve baskı altında hissetmelerine yol açacağını belirtti.

Exit mobile version