Pazar yerinde yaşanan tabloyu değerlendiren Gürer, “Burada sorun sadece fiyatların yüksekliği değil; asıl sorun, halkın alım gücünün kalmamasıdır. Emekli, işçi, dar gelirli pazara çıkamıyor. Ürün var ama satış yok. Bu pazar, yanlış ekonomi ve tarım politikalarının vatandaşın sofrasına nasıl yansıdığının açık fotoğrafıdır” ifadelerini kullandı.
Pazarcı esnafı, etiket fiyatlarının uygun görünmesine rağmen satış yapamamaktan yakındı. Esnaf, “Pırasayı 45 lira, 50 liraya veriyoruz ama tezgahtan kalkmıyor, satılmıyor. Vatandaş alım gücü yok, alamıyor” dedi. Ürünlerin yerli olmasına rağmen tezgâhlarda kaldığına dikkat çeken bir esnaf, “Üreten, satan, alan aynı anda dert yanan olduk” diye konuştu.
Gürer’in “Neden satılmıyor?” sorusuna bir başka esnaf, “Alım gücü yok. Milletin alım gücü yok. Paranın değeri kalmadı” yanıtını verdi.
Alışveriş yapan bir vatandaş ise geçim hesabını şu sözlerle anlattı: “Kira, doğalgaz, elektrik, su derken elde 2 bin lira kalıyor. Onu da üçe böl, günlük 70 lira bile kalmıyor.” Bir diğer vatandaş da emekli maaşına işaret ederek, “20 bin lira maaşın 12-13 bini kiraya gidiyor. Doğalgaz, elektrik, su geliyor. Eğitim, sağlık derken elde kalanla nasıl geçineceksin” diye konuştu.
Pazardaki yüksek fiyatlara dikkat çeken Gürer, “Tarım ülkesiyiz ama domates 120 lira, salatalık 100 lira. Vatandaş ne yapacak?” dedi. Gürer, fiyat artışlarını plansız tarım politikaları, artan girdi maliyetleri ve mazot zamlarının etkilediği nakliye giderlerine bağladı.
