Gürer, yaptığı açıklamada, 2009 yılında bin 885 olan sürekli iş göremezlik geliri alan yeni vaka sayısının 2024’te 3 bin 808’e yükseldiğini belirtti. Bu verilerin, sakat kalan işçi sayısının son 15 yılda iki katına çıktığını gösterdiğini ifade eden Gürer, şu değerlendirmeyi yaptı:
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanında ciddi sorunlar bulunduğunu savunan Gürer, 2025 yılına ilişkin iş cinayeti verilerini de paylaştı. Gürer, 2025 yılında en az 2 bin 105 işçinin çalışırken yaşamını yitirdiğini, bunun da her gün ortalama 6 işçinin hayatını kaybetmesi anlamına geldiğini söyledi.
Çocuk işçiliğine de dikkat çeken Gürer, şu ifadeleri kullandı:
“2025 yılında ülkemizde en az 2 bin 105 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu, Türkiye’de her gün ortalama 6 işçinin evine tabutla dönmesi demektir. Daha da acısı, 2025’te tam 94 çocuk işçimizi iş cinayetlerinde kaybettik. MESEM’ler adı altında çocuklarımız sanayiye, inşaata sürülüyor; eğitim görmesi gereken yaşta mezara giriyorlar. İş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı kollar inşaat, tarım ve taşımacılık. Özellikle mevsimlik tarım işçilerimizin kamyon kasalarında, güvencesiz ve hijyenden uzak nakledilmesi her yıl yüzlerce cana mal oluyor.”
Gürer, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre 2025 yılında ölüm yaşanan iller arasında Niğde’nin de bulunduğunu belirterek, kentte 14 işçinin yaşamını yitirdiğini ifade etti. İş kazalarının farklı sektörlerde sürdüğünü dile getiren Gürer, şu değerlendirmede bulundu:
“İSİG raporlarına göre 2025’te ölüm yaşanan iller arasında Niğde de var. Toplam 14 işçi iş cinayeti sonucu hayatını kaybetti. Tarım işçisinden inşaat emekçisine kadar her alanda denetimsizlik hüküm sürüyor. AKP iktidarı, işçinin alın terini korumak yerine sermayenin maliyet hesabını yapıyor. İş cinayetlerine ‘kader’ deyip geçemezsiniz; bu bir sistem sorunudur.”
Konuyu TBMM gündemine taşıyacağını belirten Gürer, iş sağlığı ve güvenliği alanında daha etkili denetim ve yaptırımlar gerektiğini söyledi. Gürer, SGK verilerinin arkasında gerçek insan hikâyeleri bulunduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
