Süleyman Daştan’ın ahşaba olan tutkusu, babasının ahşap ticareti yapması nedeniyle çocuk yaşlarda başladı. Ancak o, bu yeteneği sadece bir zanaat olarak bırakmayıp, Desinatörlük eğitimi alarak tasarım ve kompozisyon alanında derinleşti. 25 yıldır iskarpelasını elinden düşürmeyen usta, Sivas’taki atölyesinde sadece ağaç yontmuyor, aynı zamanda bu kadim sanatı gelecek nesillere aktarmak için kurslar düzenliyor.
Sivas’ın bir Selçuklu şehri olmasından ilham alan Daştan, Gökmedrese, Buruciye ve Divriği Ulu Camii gibi şaheserlerdeki taş süslemeleri örnek alıyor. Son çalışmasında da bu tarihi dokuyu merkeze koyan usta, şu ifadeleri kullandı:
“Bu eserde Selçuklu sentezi ağırlıklı çalıştım. Selçuklu’nun mermer ve taş işlemelerinde kullandığı geometrik desenleri ve rumi motifleri ahşaba uyarladık. İlk kez bu ölçekte bir kompozisyon denedik ve Selçuklu ile günümüzün estetiğini ahşapta birleştirdik. Taş bezemelerdeki o eşsiz ruhu, masif çam ağacına milim milim işleyerek kalıcı kıldık.”
Ağırlıklı olarak mihrap ve minber üzerine yoğunlaşan Süleyman Daştan, aynı zamanda dekoratif objeler ve hediyelik eşyalarla da sanatını çeşitlendiriyor. Sivas’ın tarihi kimliğini ahşapla harmanlayan usta, geleneksel yöntemlerin modern tasarım ilkeleriyle birleştiğinde ortaya çıkan sonucun toplumda büyük takdir topladığını belirtiyor.
