İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
İstikbalimizin mimarları sevgili gençler, kurucular kurulu ve mütevelli heyetinin değerli üyeleri, hanımefendiler, beyefendiler; sizleri en kalbi duygularımla, hasretle ve muhabbetle selamlıyorum. Birlik Vakfımızın kuruluşunun 40. yılı münasebetiyle tertiplenen bu anlamlı programda sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Hem hasret giderdiğimiz hem de mücadele, dava ve adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eylediğimiz bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Vakfımızın kuruluşuna öncülük eden İsmail Kahraman ağabeyimiz için hazırlanan belgeseli hep birlikte izledik. Milleti ve memleketi için elini nasıl taşın altına koyduğunu, gerek sivil toplum çalışmalarıyla gerekse siyasette üstlendiği görevlerle ülkemize hangi hizmetlerde bulunduğunu bir kez daha gördük. Ayrıca Birlik Vakfımızın kimlerin özverisiyle, hangi badireleri atlatarak ve hangi süreçlerden geçerek bugünlere geldiğini tekrar hatırladık. Öncelikle yarım asrı aşkın süredir yol arkadaşı olmakla iftihar ettiğim İsmail Kahraman ağabeyimize, sizlerin huzurunda şükranlarımı sunuyorum; emekleri, gayretleri, bilgisi, feraseti ve tecrübesiyle bizlere yol gösterdiği, bizlerle yol yürüdüğü, bize yoldaşlık ve kaderdaşlık ettiği için Cenab-ı Allah kendisinden razı olsun.
Rabbim bugün burada olduğu gibi, yarın Rûz-i Mahşer’de Rasûl-i Kibriyâ Efendimiz’in Livâ-ül-Hamd ismiyle müşemma sancağı altında bizleri buluştursun. Yine bu vesileyle, geride bıraktığımız kırk yılda Birlik Vakfımız bünyesinde görev almış, bu çatı altında gençlere ve millete hizmet etmiş, hayırda yarışarak kendisini Türkiye’nin ve ümmetin selametine vakfetmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bu süre zarfında vakfımızın farklı birimlerinde vazife üstlenmiş fakat artık aramızda olmayan tüm büyüklerimize ve kardeşlerimize Mevla’dan gani gani rahmet diliyor, ülkem ve milletim adına kendilerine bir kez daha şükran ve minnet duygularımı sunuyorum.
Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle, farklı ihtisas alanlarındaki yirmiyi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfımız ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor. Buradaki arkadaşlarımız, millî ve manevi değerlerine sıkı sıkıya sarılan, bilgisiyle, eğitimiyle, ufku ve karakteriyle karanlıklar içinde ışıl ışıl parlayan bir gençliğin yetişmesi için kırk yıldır elinden geleni yapıyor. Vakfımızın niyeti hayır olduğu için hamdolsun cehdi de, emeği de, gayreti de hayırlı neticelerle taçlanıyor. Merkezinde birlik anlayışının yer aldığı bu ocaktan yetişen kardeşlerimiz bugün siyasetten iş hayatına, akademiden bürokrasiye kadar her alanda Türkiye’ye alınlarının akıyla hizmet ediyor. Tüm zorluklara ve tüm sıkıntılara rağmen, 29 Mayıs 1985’ten beri tekerleğin tümsekte kalmasını bekleyenlere rağmen bütün bu hizmetleri yaptık, yapıyoruz; Rabbim ömür verdikçe de yapmaya devam edeceğiz.
40 yılda kat edilen bu önemli mesafenin her aşamasında; talebeler için yemek pişiren, misafirlere çay ikram eden, yurtların bakım ve temizliğini üstlenen emekçi kardeşlerimizden, gençlere danışmanlık yapan, öğrencilere burs bağlayan, tecrübeleriyle birlikte tavsiyelerini de gençlerle paylaşan hayırsever insanlara kadar, yöneticisinden personeline, kurucusundan mütevelli üyesine vakfımızın her bir mensubunun payı, emeği, göz nuru ve gönül harcı vardır. Bunun için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Bu çatı altında ter döken, “Halka hizmet Hakk’a hizmettir” düsturuyla geceyi gündüze katan, ailesinden fedakârlıkta bulunarak burada Allah rızası için koşturan her bir kardeşime şükranlarımı ifade ediyorum. Burası görüldüğü gibi böyle bir salon değildi; burası Belediye Başkanlığı döneminde spor sergi sarayıydı ve biz üstad ile burada nice konferanslar yaptık. Sayın Demirel’in de Cumhurbaşkanlığı döneminde burayı yıkıp bu hale getirdik; o konferanslarda öyle zannettik ki yıkıldı yıkılacak, spor sergi sarayının öyle bir hali vardı; ama gel gör ki hamdolsun böyle bir salonu İstanbul’umuza kazandırdık. İnşallah daha nice yıllar boyunca Birlik Vakfımızın ülkemize, milletimize, gençlerimize ve ümmete özveriyle hizmet edeceğine yürekten inanıyorum. Tabii şu gerçek de hafızalarımıza silinmez bir şekilde kaydolmuştur: 1916 yılında kurulan Millî Türk Talebe Birliği, Türkiye’nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanımızın dört bir yanına uzanan, binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınardı.
Gençlik yıllarımda aktif görev üstlendiğim Millî Türk Talebe Birliği’nde, kendilerine ağabey diye hitap ettiğim, her birinden çok şey öğrendiğim nice büyüğümüz, nice ilim, kültür ve aksiyon adamımız, nice mütefekkirimiz vardı. Millî Türk Talebe Birliği bizim için bir okuldu; kelimeleriyle, gönül ve zihin dünyamızı aydınlatan bir irfan ocağıydı. Ancak 1980 darbesinin üzerinden silindir gibi geçtiği sivil teşekküllerden biri de, unutmayalım, Millî Türk Talebe Birliği idi. Hani diyor ya Karacaoğlan: “Aradılar bir tenhada, buldular, yaslandılar, şıvgaların kırdılar; yaz bahar ayında bir od verdiler, yandım gittim, alâkarlı dağlar iken.” İşte darbeciler de tamamen keyfî sebeplerle, sırf millete düşmanlıklarından dolayı Millî Türk Talebe Birliği’nin kapısına kilit vurdular; bu ocağı bitirmek istediler. Ama her Millî Türk Talebe Birliği mensubunun yüreğinde kor bir ateş misali yanan o ruhu, kanında dolaşan o dava şuurunu söndüremediler. Üstadın ifadesiyle, kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına; vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına ve idrakine sahip bir gençliğin önüne set çekemediler. Millî Türk Talebe Birliği’ne zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfımız devralmış; millete ve ümmete hizmet mücadelesi kesintiye uğramamış, uğratılamamıştır. Millî Türk Talebe Birliği’nin özünü oluşturan, varoluş gayesini teşkil eden tüm değerler Birlik Vakfı’nda yeniden temerküz ve tecessüm etmiş; bir kapı kapanmış fakat Cenab-ı Allah’ın sonsuz lütfuyla çok daha geniş, çok daha güçlü yeni bir kapı açılmıştır.
