Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da 2021 yılında dalış yaptığı bu özel alandaki kazılar, alanında uzman ekipler tarafından titizlikle sürdürülüyor.
Kazı Başkanı ve SUDEMER Müdürü Prof. Dr. Harun Özdaş, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, geminin 1667-1668 yılları arasında battığını, gemide bulunan bir mühürden belirlediklerini söyledi. İlk başta sıradan görünen batığın derinlerine indikçe olağanüstü bulgularla karşılaştıklarını belirten Özdaş, “Buluntu, normal şartlarda bu kadar sığ bir batıkta bulunmayacak kadar zengin bir çeşitliliğe sahip. Osmanlı dönemi denizciliğine yönelik yeni bir müze açabilecek kadar zengin bir buluntu topluluğuyla karşı karşıyayız” dedi.
Bu sezonki kazılarda en dikkat çekici buluntuların başında askeri mühimmatlar geliyor. Paketlenmiş halde 36 Osmanlı tüfeği, 50’den fazla humbara (el bombası), kılıç, hançer ve tabancaların yanı sıra 3 binin üzerinde mermi gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluntular, geminin bir Osmanlı devlet gemisi olduğunu kanıtlıyor. Ayrıca, geminin dış bordosunda yapılan bir çalışma sırasında bulunan tipik bir Osmanlı hançeri, batığın önemini bir kez daha ortaya koydu.
Askeri mühimmatların yanı sıra, batıkta günlük yaşam ve ticari faaliyetlere dair de çok sayıda eser bulundu. Bunlar arasında 135 adet Tophane üretimi pipo lülesi, 2 adet satranç takımı, bambu paketler içinde 40’tan fazla Çin porseleni, bakır mutfak kapları, ibrikler, kazanlar, tahta kaşıklar, şimşir taraklar ve deri mataralar yer alıyor. Bu eserler, gemideki yaşamın zenginliğini ve dönemin sosyal dokusunu gözler önüne seriyor.
Kazı Başkanı Yardımcısı Doç. Dr. Nilhan Kızıldağ, batık alanında her gün çekilen yüzlerce fotoğrafın birleştirilerek kayıt altına alındığını ve eserlerin envanter çalışmalarının titizlikle yapıldığını söyledi. “Burada kullandığımız en önemli yöntem fotogrametri. Batık alanının her gün yüzlerce fotoğrafını çekip bu fotoğrafları mozaik halinde birleştiriyoruz. Böylece detaylı ve tek bir fotoğraf elde ediyor ve plan çalışmasını bunun üzerinden yürütüyoruz” dedi. Bu modern yöntemler, tarihi eserlerin korunması ve belgelenmesi açısından büyük önem taşıyor.
