Orkun Gürer, dedesinin 1980’li yıllarda Makedonya’dan Türkiye’ye göç etmesinin ardından dondurma işine adım attığını söylüyor. Raşit Şengöz, Türkiye’nin çeşitli illerinde dondurma yaparak geçimini sağladı ve en son 1994 yılında Çankırı’da kendi dondurmacısını açtı. Orkun Gürer, dedesinin dondurma tariflerine sadık kalarak, bu geleneği üçüncü kuşak olarak yaşatmaya karar verdi ve 2019’da kendi işletmesini kurdu.
Orkun Gürer, dondurmanın sırlarının sadece tatla sınırlı olmadığını, malzemelerin de bir o kadar önemli olduğunu belirtiyor. “Gerçek dondurma üç ana maddeden oluşur: süt, salep ve şeker,” diyen Gürer, dondurmasında hiçbir şekilde renklendirici, glikoz ya da glüten kullanmadığının altını çiziyor. Ayrıca, saleplerinin dağlardan özenle toplandığını, sütlerinin ise çiftliklerden günlük taze olarak temin edildiğini belirtiyor.
Gürer, Çankırı’daki işletmesinde 28 çeşit dondurma üretiyor. Bu çeşitler arasında meyveli dondurmalar da bulunuyor. Özellikle karadut gibi meyveleri köylülerden temin ettiklerini ve mevsiminde taze olarak dondurduklarını ifade ediyor. Orkun Gürer, meyvelerin kalitesine büyük önem verdiklerini ve dondurmalarının her zaman doğal tatlar sunduğunu vurguluyor. Gürer, dondurmanın sadece bir tatlı değil, bir zanaat olduğunu ve bu işin arkasında emek olduğunu dile getiriyor.
Gürer, dedesinden öğrendiği tarifleri geliştirmeye devam ediyor. Dondurma üretiminde sütün kaynama süresi, malzemeyle buluşma süresi ve sütün yağ oranı gibi püf noktaların büyük önem taşıdığını belirtiyor. Orkun Gürer, her bir dondurma ürününün ardında uzun yılların verdiği deneyimin ve emeğin bulunduğunu ifade ederek, dondurmacılığın sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimi olduğunu dile getiriyor.
