DEM Parti’den 2026 bütçesine şerh

DEM Parti’den 2026 bütçesine şerh

Asgari ücretin ortalama ücret haline getirildiğine dikkat çekilen şerhte, “Birçok araştırma ve veri Türkiye’de asgari ücret veya onun altında ücretle çalışan oranını yüzde 55’in üzerinde göstermektedir. Hükümetin tek taraflı kararıyla 2025 yılı asgari ücreti (22.104,67 lira) önceki döneme göre yalnızca yüzde 30 artırılmış, oysa yıllık resmi enflasyon yüzde 44,4 olarak açıklanmıştır. Böylece asgari ücret daha en başta enflasyonun yaklaşık 15 puan gerisinde kalmış, temmuz ayında da ara zam yapılmayarak milyonlarca işçi 2025 yılı boyunca eriyen bir gelirle yaşamaya mahkûm edilmiştir” diye kaydedildi.

Ayrıca Türkiye’de her gün en az 6 işçinin yaşamını yitirdiği belirtilen şerhte, “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne göre 2025’in Ekim ayında en az 169, yılın on ayında bin 737 işçi yaşamını yitirdi. AKP’nin iktidara geldiği 2002’den 2025’e kadar ise en az 48 bin işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği tahmin edilmektedir. Geldiğimiz aşamada her gün en az 6 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmektedir, çok daha fazlası kalıcı veya geçici olarak engelli kalmaktadır” denildi.

Vergi adaletsizliğine de değinen değerlendirmede Türkiye’de sosyal ve ekonomik adaleti esas alan, servete dayalı ve artan oranlı bir vergilendirme politikası uygulanmadığı belirtilerek “Türkiye’nin vergi yükü, servet sahibi azınlığın değil, evinin mutfak ihtiyacını karşılayamaz, kirasını ödeyemez hale gelen ve açlık sınırı altında ücretle borçlanarak yaşamaya mecbur bırakılan milyonlarca dar gelirli yurttaşın sırtındadır” ifadeleri kullanıldı.

Değerlendirmede, AKP-MHP iktidarının bir vergi politikasını gelir dağılımındaki adaletsizliği azaltmak için sınıfsal bir yeniden dağıtım mekanizması olarak değil, aksine sermaye sınıfı iktidarının tahkim aracı olarak kullandığı ifade edildi. İktidarın uyguladığı politikaların ve yaptığı bazı yasal değişikliklerle sermayeye vergi muafiyeti ve istisnası adı altında milyarlarca lira kaynak aktardığını belirtilen şerhte, şunlar kaydedildi:

“İktidar, bunun finansmanını ise en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan mahrum kalan ve açlık sınırının çok altında rakamlara uzun saatler çalışan emekçilerden stopaj yoluyla topladığı vergiler aracılığıyla yapmaktadır. AKP iktidarı günümüzde bu tabloyu değiştirecek adımlar atmak bir yana, yoksullar ve emekçiler üzerindeki vergi yükünü arttıran yeni düzenlemeler getirerek yasallaştırmaktadır.”

2026 Bütçesi’nde tercihin emekçiden değil, sermayeden yana kullanıldığı ifade edilen şerhte, şöyle denildi:

“Örneğin çoğunluğu sermayeye tanınan vergi muafiyet ve istisnalarından oluşan Vergi Harcamaları’nın 2026 Bütçesi’ndeki payı yaklaşık 3 trilyon 600 milyar lira olarak belirlenmiştir. Bu da 2026 bütçesinin yaklaşık yüzde 19’una tekabül etmektedir. Vergi Harcamaları’na ayrılan kaynak yıllar geçtikçe artmaya devam etmektedir. Bu tutar 2025 Bütçesi’nde yaklaşık 3 trilyon 5 milyar liraydı ve 2026 yılı için de 3 trilyon 340 milyar lira olarak öngörülmekteydi. AKP’nin vergi harcaması politikası, kamu kaynaklarının etkin ve adil kullanımına ilişkin ciddi soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir. Zira AKP’nin vergi istisna ve muafiyetleri genellikle belirli kesimlere avantaj sağlayan, geniş toplum kesimlerinin omzuna daha ağır bir vergi yükü bindiren niteliktedir.

2026 Bütçesi’nde savunma ve faiz gibi devasa giderlerin yanı sıra Cumhurbaşkanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi halkın kaynaklarını harcayan iki önemli kurum daha söz konusudur. 2026 Bütçesi’nden sadece Cumhurbaşkanlığı’na 21 milyar 300 milyon lira civarında ödenek ayrılmıştır. Bu, Cumhurbaşkanlığına 2026 yılı için günlük olarak 58 milyon 400 bin lira harcama yapma yetkisi vermek anlamına gelmektedir. Bu rakam o kadar devasa boyutlardadır ki, Cumhurbaşkanlığı’nın bir günlük harcama limiti, bugünkü asgari ücretle hesaplandığında 2 bin 640 asgari ücretlinin maaşına denk bir rakamdır. Yine 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi’ne göre, Diyanet İşleri Başkanlığı’na 174 milyar 400 milyon lira ödenek ayrılmıştır. Bu, 2025 yılında ayrılan 130 milyar 200 milyon lira olan bütçeye oranla yüzde 34 artış anlamına gelmektedir. Her sene olduğu gibi bu sene de AKP-MHP iktidarı Diyanet’e ve Cumhurbaşkanlığı’na pek çok bakanlıktan çok daha fazla ödenek ayırmaktadır.”

Şerhte, 2026 Bütçesi’nin Kürt sorununda yaşanan çözüm çabalarının yoğunlaştığı bir dönemde, bu gelişmelere duyarsız bir şekilde hazırlandığı belirtilerek, “Halkın beklentileri ve sorunları ortadayken, bu bütçeyi kabul etmek mümkün değildir. Oysa içerisinde bulunduğumuz dönem ve koşullar bu ezberlerden vazgeçmeyi zorunlu kılmaktadır. 2026 Bütçe tercihleri daha önce sürekli gerekçe olarak sunulan olağanüstü koşullar devam ediyormuş gibi, 1 Ekim 2024’ten bu yana olağanüstü gelişmeler yaşanmamış gibi, 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yapılmamış gibi hazırlanmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Exit mobile version