Çelenk, kamuoyunun bu vakayla ve genel olarak bu tür vakalarla bir dizi izler gibi ilişki kurmasını ve sonra orada gerçek hayatların olduğunu, acı çekildiğini ve bir kıyamet yaşandığını teğet geçmesini değerlendirdi. Çelenk, medya istinaf kararından sonra sessizliğe gömüldü dedi: “Herkesin dizi ya da sinema filmi gibi izlediği bu olay, istinaf kararından sonra görmezden geliniyorsa, burada bir istismar vardır. Bu olay bir medya tüketimi nesnesi haline getirildi ve istismar edildi demektir.”
Milletvekili Sevilay Çelenk, istinaf mahkemesi başkanının yazdığı muhalefet şerhini, her ne kadar nihai olarak işaret ettiği fail bakımından hatalı bulduğunu belirtmekle birlikte, dosyada esas alınan bazı kritik raporların ve delillerin tümden güvenilmez olduğunu açıkça ortaya koyduğunu düşündüğünü söyledi. Ulusal Kriminal Büro’nun hazırladığı görüntü analizi ve daraltılmış baz kaydı raporunun verilen kararın neredeyse tek dayanağı olduğunu belirten Çelenk, “Bu raporlar dışında dosyada hiçbir somut delil yok ve şerh bu analiz ve raporun ne denli sorunlu olduğunu net şekilde gösteriyor” dedi. Ancak buna rağmen, kamuoyunu uzun süre meşgul eden davada bu muhalefet şerhinin medyada neredeyse hiç yer bulamadığını vurguladı.
Dava sürecinde, hem kamuoyunun hem de bazı hukukçuların, dosyada olmayan bilgilerle hüküm verdiklerini belirten Çelenk, “Ne iddianamede, ne gerekçeli kararda, ne istinafta yer almayan bilgileri önüme koyup ‘buna ne diyorsun?’ diye soruyorlar. Bunlar tamamen medya kurgusu, bir iddia çürütülüyor, yeni bir itham ya da iftira başlıyor. Dosyada olmayan bilgilerle insanlar sorgulanıyor. Gerçek olmayan verilerle hayatlar karartılıyor” ifadesini kullandı.
Narin Güran’la ilgili yürütülen adli sürece sahip çıkmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Çelenk, “Ben o ilin milletvekiliyim. O köyü, topluluğu korumak zorundayız. Üstelik karşımızda kendini Türkçe yeterince iyi ifade edemeyen aile üyeleri var. Diyarbakır milletvekili olarak elimden gelen her şeyi yapacağım. Merak eden herkese de, bu kanaate nasıl vardığımı zamanım elverdiğince bıkmadan anlatacağım” şeklinde konuştu.
Sevilay Çelenk, Güran ailesinin anlattıklarının göz ardı edilmesinin adil olmadığını söyledi: “Dosyadaki internet trafiği, telefon kayıtları… Hepsi beyanlarla birebir örtüşüyordu ama mahkeme bunlara kulak asmadı. Aile konuşmuyor diyorlar, oysa duruşmalarda aile üyeleri kendilerini paralıyordu anlatmak için. Kimse onları dinlemiyordu.”
Çarpıcı bir yorumla, linç kültürüne rağmen bu dava etrafında oluşan kamuya dikkat çeken Sevilay Çelenk, “Sosyal medyada biri şöyle yazmıştı: ‘Ben Narin’in ailesini savunanların ülkesinde yaşamak istiyorum.’ Bu, son yıllarda duyduğum en etkileyici sözlerden biri,” dedi. Bu insanlar arasında doktor, işçi, işsiz, AKP’li, DEM Partili, ateist ve dindarların bulunduğunu belirten Çelenk, “Hepsi yalnızca bir çocuk için, Narin için adalet istiyor,” ifadelerini kullandı. Çelenk sözlerini şöyle sürdürdü: “İçinde bulunduğumuz süreç bakımından düşünüldüğünde müthiş barışçıl bir adalet arayışı söz konusu. Barış budur.”
