Felaketlere karşı hazırlıklı olmadığımız gerçeği, İstanbul İtfaiye Daire Başkanı Remzi Albayrak’ın beklenen İstanbul depreminde yeterli personelin olmaması ve personelin de depremzede olacağı gerekçesiyle ilk 3 gün afete müdahale edilemeyeceği açıklamasıyla bir kez daha gözler önüne serildi. Bu açıklamayı 2022’de AFAD koordinesinde hazırlanan İl Afet Risk Azaltma Raporu ve Türkiye Afet Müdahale Planı da ortaya koydu. Üç yıl önce hazırlanan bu raporlarda İstanbul’da yaşanacak deprem, sel, yangın gibi afetlerde kamu kurumlarının zayıf yönleri, karşılaşılacak tehditler tespitine rağmen hiçbir önlem alınmadığı görüldü.
7.7 büyüklüğündeki olası depremde İstanbul’daki barajların da zarar göreceğine yer verilen raporda kurumlar arası iletişimin zayıflığı, toplanma alanlarının yetersizliği, yangınlara havadan müdahalenin yetersiz oluşu, itfaiyeci sayısının nüfusa oranla yetersiz olması ve personelin de afetzede olacağı belirtildi. Türkiye’de 6,8 milyon, İstanbul’da 1.3 milyon konutun riskli olduğu kayıtlara girerken, sadece rant bölgelerinde kentsel dönüşüm yapıldı. TMMOB’un raporu ise son günlerde inşaat çalışmalarına başlanan Kanal İstanbul’un ulaşım ve tedarikte ciddi bir bariyer oluşturacağını ortaya koydu.
Gölcük merkezli 17 Ağustos depremiyle doğal afetler Türkiye’nin gündemine otururken, sonraki yıllarda yaşanan felaketler de tedbir alınmasının zorunlu olduğunu gösterdi. Ancak hazırlanan raporlar ve yapılan açıklamalar yıllardır gereken önlemlerin alınmadığını ortaya koyuyor. AFAD İl Afet Risk Azaltma Raporu ve Türkiye Afet Müdahale Planı’na göre ne depreme ne yangına ne de sele hazırız.
İstanbul başta olmak üzere doğal afetlere hazırlık ilgili en kapsamlı raporlardan ikisi; 3 Şubat 2022’de AFAD Koordinasyonunda hazırlanan İl Afet Risk Azaltma Raporu (İRAP) ve 4 Şubat 2022’de Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) oluşturuyor. AFAD’ın organizasyonunda yaşanabilecek afetlere ilişkin TAMP’ta afet çalışma grupları belirlenirken, İRAP’ta da İstanbul’da yaşanacak deprem, sel, yangın gibi afetlerde kamu kurumlarının zayıf yönleri, karşılaşılacak tehditler tespit edildi. Ancak raporlar, deprem olmak üzere afetlere karşı gerekli tedbirlerin hâlâ alınmadığını gösteriyor.
İRAP raporuna göre İstanbul’da 7.7 büyüklüğüne kadar deprem beklenirken 34 bin hasarlı bina oluşacağı, İstanbul’un barajlarının da zarar göreceği tahmin edildi. Depremle ilgili zayıf yönler ve tehditler arasında, kurumlar arası iletişimin zayıflığı, kentin tamamını kapsayan bütüncül kentsel dönüşüm master planının olmaması, riskli çok sayıda binanın olduğu bölgelerde, güvenli açık alanların olmamasından dolayı toplanma alanlarının yetersiz kalması, toplanma alanlarının yetersizliği, İstanbul’da yerleşik çalışanların afetzede olması nedeniyle sistemlere anında müdahale edemeyecek durumda olması, kentsel dönüşüm uygulamaları sonucu oluşacak ulaşım, donatı ve altyapı hizmetleri kapasite yetersizliği, kentsel dönüşüm faaliyetlerinde, kamu ve özel sektör paydaşları arasında koordinasyonun sınırlı olması, mevcut yasal mevzuatın, kentsel dönüşüm kapsamında kentsel altyapı, sosyal tesisler ve ulaşım bağlantıları ile bütüncül bir uygulama tanımlamaması gibi maddeler yer aldı.
Son günlerde Kanal İstanbul güzergahında yapılaşma yeniden başladı. Ancak İstanbul depreminde olumsuz etkiler yaratacak faktörlerden birisi de Kanal İstanbul olacak. TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu’nun 17 Ağustos 2020’de hazırladığı ‘İstanbul Deprem Raporu’nda Kanal İstanbul’un yapılması halinde İstanbul’a etkileri şu şekilde belirtildi: “Yapımı düşünülen Kanal İstanbul, yörede insan nüfusunu ve yapılaşmayı artıracak, dolayısıyla da olası bir depremde daha fazla can ve mal kaybının yaşanmasına neden olabilecektir. Özellikle kanalın görece zayıf zeminler içerisine gömülmüş olan kısımları ile Marmara’ya açılan ucunun beklenen depremden etkileneceği ortadadır. Diğer bir husus da gerek normal gerekse afet zamanında Kanal İstanbul’un İstanbul ile Trakya arasında özellikle ulaşım, tedarik ve ikmal açısından ciddi bir bariyer oluşturacağıdır.”
