Açıklamasında tutuklu gençlerin meşru haklarını kullandıklarını ancak baskı ve cezalandırma ile karşılaştıklarını söyleyen Başaran, “Bu gençler ne bir suça karıştı, ne birinin canını yaktı. Onlar yalnızca fikirlerini ifade etmek, geleceklerini savunmak için meydanlardaydı. Fakat karşılarında yargıyı baskı aracı haline getiren bir yönetim buldular” ifadelerini kullandı.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesine atıfta bulunan Başaran, tutuklamanın bir ceza değil, yalnızca önleyici bir tedbir olduğunu ancak uygulamada iktidarın eleştirel sesleri bastırmak için bu maddeyi kullandığını öne sürdü. Başaran, “Ortada ne somut bir delil ne de kaçma şüphesi var. Bu gençler hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuluyor” dedi.
Gençliğin siyasi kamplaşmalara sıkıştırılamayacağını dile getiren Başaran, “Bu gençler herhangi bir siyasi yapının değil; adaletin, özgürlüğün, ifade hakkının savunucusudur. Ne iktidarın paranoyasına ne muhalefetin manevralarına sıkıştırılamazlar” ifadelerini kullandı. DEVA Partisi’nin gençliğin yanında olduğunu belirten Başaran, “Sokakta, kampüste, Meclis’te gençliğin olduğu her yerde biz de varız” dedi.
Tüm topluma seslenen Başaran, hukuksuzluğa karşı sessiz kalmanın ileride başka mağduriyetlere zemin hazırlayabileceğini belirtti. “Bugün ses çıkarmazsak, yarın başka bir dönemde başka gençler, hatta sizin çocuklarınız aynı adaletsizliklerle karşı karşıya kalabilir” uyarısında bulundu.
Gençlerin fikir ve ifade özgürlüğünü kullandığı için cezaevinde tutulamayacağını vurgulayan Başaran, hükümete açık çağrıda bulundu:
