DEVA Partisi’nden madencilik uyarısı: “Kızılırmak havzası ve yerleşim yerleri tehdit altında”

DEVA Partisi’nden madencilik uyarısı: “Kızılırmak havzası ve yerleşim yerleri tehdit altında”

Rızvanoğlu, yaklaşık 900 hektarlık bir alana kurulması planlanan açık bakır madeni ve buna bağlı tesislerin, orman ve tarım alanlarını kapsadığını, yerleşim yerlerine ise son derece yakın olduğunu ifade etti. Proje kapsamında cevher zenginleştirme, atık depolama, su alma göleti, kırma-eleme ve beton tesisi gibi çeşitli ağır sanayi yapılarının inşa edileceğini hatırlatan Rızvanoğlu, “Bu faaliyetlerin yalnızca lokal düzeyde değil, havza genelinde de geri dönüşü zor çevresel tahribatlara yol açabileceği açıkça görülmektedir” dedi.

Proje sahasının birçok köye neredeyse sınır komşusu olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu, Arıoğlu, Kovaçayır, İmamlı ve Yabanlı köylerinin söz konusu maden faaliyet alanına yalnızca 95 ila 900 metre uzaklıkta olduğunu belirtti. Bu kadar kısa mesafelerde yürütülecek açık ocak madenciliği, patlatmalar, toz ve kimyasal kullanımı gibi faaliyetlerin insan sağlığı, yapı güvenliği ve tarımsal üretim açısından ciddi riskler taşıdığını söyledi.

Söz konusu maden sahasının Kızılırmak Havzası içinde yer alması, çevresel kaygıları bölgesel boyuta taşıyor. Rızvanoğlu, “Projede kullanılacak kimyasalların ya da atık suların Kızılırmak Havzası’na karışması halinde yalnızca Boyabat değil, havzanın devamında yer alan Bafra Ovası gibi Türkiye’nin en verimli tarım alanları ve sulama sistemleri de zarar görebilir. Bu, Kızılırmak Deltası gibi uluslararası öneme sahip sulak alanların da bütünlüğünü tehdit eder” uyarısında bulundu.

Önergesinde Anayasa’nın 169. maddesini hatırlatan Rızvanoğlu, ormanların korunması ve genişletilmesi devletin açık yükümlülüğü iken, orman vasfı taşıyan bu kadar geniş bir alanın madencilik faaliyetlerine açılmasının yasal çelişki doğuracağını belirtti. Ayrıca projede yer alacak tüm teknik faaliyetlerin — patlatma, kimyasal kullanımı, atık depolama, su rejimi etkileri gibi — ayrı ayrı bilimsel analizlerle değerlendirilip değerlendirilmediğini sordu.

Bölgede yürütülen ya da izin aşamasında olan başka madencilik projeleriyle birlikte bu faaliyetlerin toplam etkisinin dikkate alınıp alınmadığını soran Rızvanoğlu, Bakanlık tarafından herhangi bir kümülatif etki değerlendirmesi yapılıp yapılmadığının da açıklığa kavuşturulmasını talep etti.

Milletvekili Evrim Rızvanoğlu’nun önergesinde, proje kapsamındaki hidrojeolojik etkilerden maden atıklarının sınıfına, su alma göletinin yer altı kaynaklarıyla ilişkisinden patlatma faaliyetlerinin konutlar üzerindeki etkilerine kadar birçok teknik ve bilimsel detayın açıklığa kavuşturulması istendi.

Exit mobile version