DİSK-AR’ın önerdiği düzenleme modelinde iki ilkeye dikkat çekildi:
Rapor, asgari ücretin kişi başına Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranının yıllar içinde düşüşüne dikkat çekiyor. “1999, 2004 ve 2016 yıllarında asgari ücret kişi başına GSYH’nin yüzde 60’ı oranında gerçekleşmişti. Şu anda yüzde 43,6’ya geriledi.” denilen çalışmada, 2026 yılı için “Orta Vadeli Program’a göre tahmini aylık Kişi Başına GSYH 75 bin TL olacak. Bunu esas alan bir oran ve hesaplama yapılabilir” tespiti yer aldı. DİSK-AR, “En az yüzde 60 oranını hedeflemek oldukça makul olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırmada, “Komisyon bu hesaplamaları yapan teknik bir organ olmalı. Asgari ücretin kuralları mevzuatta yer almalıdır” denilerek mevcut sistemin keyfiliğine işaret edildi. TÜİK’in bile artık Komisyona veri sunmadığı, belirleme sürecinin “tamamen keyfi biçimde yürütüldüğü” ifade edildi.
DİSK-AR, çözümün asgari ücrette değil toplu pazarlıkta olduğunu savunarak, “Asıl mesele asgari ücretle çalışanlarının kapsamını daraltmak ve ücret düzeylerini toplu pazarlıkla belirlemektir” dedi. Raporda, “TİS kapsamındaki işçilerin brüt aylık ortalama ücretleri yüzde 39,5 daha fazladır” bilgisi verildi. Sosyal haklarla birlikte bu fark yüzde 54’e kadar çıkıyor. “Toplu pazarlığın kapsamının genişlemesi, yalnızca sendikalı işçilerin değil, tüm ücretlilerin çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirme potansiyeli taşımaktadır” ifadeleri yer aldı.
“Asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı 1974’te yüzde 80,6 iken, 2025’te yüzde 43,6’ya geriledi” diyen rapor, bu düşüşün AK Parti döneminde de sürdüğünü aktardı. “Bu gerilemenin anlamı asgari ücretle çalışanların göreli olarak yoksullaşmasıdır” denildi. Özellikle 2025’te asgari ücrete yıl içinde ikinci zam yapılmaması nedeniyle yıllık 50 bin TL’ye ulaşan bir alım gücü kaybının yaşandığı vurgulandı: “2025 yılı resmi enflasyonu tahmin edildiği gibi yıl sonunda yüzde 33,8 olarak gerçekleşirse, asgari ücretteki kayıp 7.471 TL’ye yükselecek”.
