Eski başkanlar, genellikle iktidarda bulunanların topluma zarar vermesini önündeki en büyük engelin demokrasi, hukuk devleti ve evrensel hukuk olduğunu vurguladı. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın değiştirilemez maddelerinden biri olan “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir” ilkesinin altını çizdiler. Yargının bağımsız olmadığı bir yerde adalet, hukuk, hukukun üstünlüğü ve güven içinde yaşamaktan söz edilemeyeceğini belirttiler. Zira bu durumlarda kararların yargı tarafından değil, bağlı olunan güçler tarafından telkin edildiği veya önerildiği görüşünü paylaştılar. https://www.avazturk.com
Eski başkanların değerlendirmesine göre, iktidarın muhalif siyasetçilere karşı hem idaredeki gücünü kullanarak hem de bağımsızlığını ve tarafsızlığını yitirmiş yargı aracılığıyla birçok hukuka aykırı eylemde bulunduğu gözlemlenmektedir. Bu duruma somut bir örnek olarak Ekrem İmamoğlu’nun 31 yıl sonra diplomasının iptali girişimini gösterdiler. Bu girişimin hukuka aykırı, hukuksuz ve geçersiz olduğunu açıkça ifade ettiler.
Bu hukuksuzluğun yetmezmiş gibi, hemen ardından, İmamoğlu’nun partisinin ön seçim yapacağı günden sadece bir gün önce terör örgütleriyle ilişkisi olduğu ve yolsuzluk yaptığı iddialarıyla gözaltına alındığı ve sonradan tutuklandığı belirtildi. Çağdaş hukuk sisteminde ve Türkiye’nin ceza muhakemeleri usulü kanununda tutuklamanın bir ceza olarak değil, bir tedbir olarak öngörüldüğü hatırlatıldı. Bu tedbirin de genellikle delillerin kaybolması ya da ülke dışına çıkma gibi durumlar için uygulandığı bilgisine yer verildi. Eski başkanlar, Ekrem İmamoğlu’nun dünyada tanınan bir kişi olduğunu, bu nedenle kaçmasının mümkün olmadığını, yerinin ve görevinin belli olduğunu ve tüm bunların göz önünde bulundurulması gerektiğini savundular. https://www.avazturk.com
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin geçmiş dönem başkanları olarak, ülkenin demokratik hukuk devleti vasfının ve ekonomisinin daha fazla zarar görmemesi için hukukun ülkede hakim kılınması, herkes için eşit uygulanması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması ve hukuksuz yargılamanın geçerli olmaması gerektiğine inandıklarını vurguladılar. Bu inançla, Ekrem İmamoğlu’nun tutuksuz yargılanmasını önerdiklerini belirttiler.
Basın toplantısında yöneltilen sorular üzerine, özellikle İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye başkanları hakkındaki soruşturmaya değinildi. Eski başkanlar, bu dosya hakkında takipsizlik kararı verilmesi gerektiğini, çünkü suçun hiçbir unsurunun oluşmadığını söylediler. Bu durumu, kendi içerisindeki arkadaşlarının da aynı şeyi söylediği “utanç verici bir durum” olarak nitelendirdiler. Hukukun, adaletin ve yargı bağımsızlığının kendilerine de, Ekrem Bey’e de, TÜSİAD’ın başkanına da, Gaziantep’te tutuklanan işçi sendikasının başkanına da, yani hepimize lazım olan önemli kavramlar olduğunu vurguladılar. https://www.avazturk.com
Soyut birtakım iddialar ve “yalancı tanıklar” konusuna da dikkat çekildi. “İşte ben duymuştum, bana söylemişlerdi gibi böyle ifadelerle yargılama olmaz” denilerek, bu tür tanıların nereden geldiği ve nasıl ortaya çıktığının belirsizliğine işaret edildi.
Eski başkanlar, Türkiye’de ekonominin de en çok hukuksuzluktan etkilendiğini belirttiler. Türkiye’nin yabancı sermaye ihtiyacı olduğunu, ancak adaletin ve hukukun olmadığı bir yerde yabancı sermayenin gelmeyeceğini, gelmediğini ifade ettiler. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ilk yıllarında milyar dolarlarla yabancı sermayenin geldiğini, çünkü o zaman hukuksuzluğun bu boyuta ulaşmadığını söyleyerek geçmişle bir kıyaslama yaptılar.
Kuvvetler ayrımı ilkesi konusunda da endişelerini dile getiren başkanlar, şu an Türkiye’de kuvvetler ayrımından söz edilemeyeceğini, yargı, yürütme ve yasama güçlerini bir tek kişinin yaptığı veya karar verdiği bir konu olduğunu ileri sürdüler.
Ekonomi Bakanı Zeybekçi’nin ilgili bir konuda “şık olmadı” açıklaması ve hemen ardından bu soruşturmanın iddianameye dönüşmesinin gerçekten bir skandal olduğu belirtildi. Bu durumun, yargının artık bambaşka bir yerde olduğu, yargı yolundan çıktığı ve sorunun da tam olarak burada olduğu yorumunu beraberinde getirdiği ifade edildi. https://www.avazturk.com
Yurt dışı yansımaları hakkında da bilgi veren eski başkanlar, Almanya’nın Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu nedeniyle Türkiye’ye Euro Fighter uçak satışı yapmaktan vazgeçtiğini belirttiler. Ayrıca, Avrupa Konseyi’nin Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmaması ve tutuklamaların çok kalıcı hale getirilmesi şeklinde Türkiye’yi tekrar uyardığını, Türkiye’nin bundan çok zarar göreceğini düşündüklerini paylaştılar.
Hayatta olan diğer eski Meclis başkanlarıyla bu konuda görüşülüp görüşülmediği sorusuna yanıt olarak, bazılarıyla görüşüldüğü bilgisi verildi. Özellikle Bülent Arınç ile konuşulduğu, kendisinin de ilgili iptal kararının yanlış olduğunu ve tutuksuz yargılamanın gerekli olduğunu söylediği, bunları açıklamaya devam edeceğini belirttiği, fakat metne imza vermeyeceği ifade edildi. Cemil Çiçek ile de görüşüldüğü, kendisinin de “yapacağım, edeceğim” dediği ancak imza vermediği belirtildi. Bu isimlerin Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeleri olduğu ve maaş aldıkları bilgisi paylaşıldı. Hikmet Çetin’e de böyle bir teklif geldiği ancak kabul etmediği ifade edildi. https://www.avazturk.com
