Şantiyede görevli bekçiler H.K. (68), H.A. (76), T.Ç. (40), işçi B.Ç. (46) ve yakın bir şantiyede bekçi olan A.G. (76) hakkında “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle dava açıldı. İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede, cinayetin detayları ortaya konuldu.
İddianameye göre, Dorukhan Büyükışık’ın cesedinin bulunduğu konum ve durumu, yüksekten düşme ile açıklanamayacak nitelikte. Adli Tıp Kurumu raporları, cesetteki bulguların yüksekten düşme ile uyumlu olduğunu belirtse de, Adli Bilimciler Derneği’nin mütalaası ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun raporu, ölümün düşme sonucu gerçekleşmediği yönünde güçlü şüpheler uyandırdı. İddianamede, Dorukhan’ın sırt bölgesine sert ve etkili bir aletle vurularak öldürüldüğü, ardından cesedinin bulunduğu konuma taşındığı ifade edildi.
Cesedin sırt üstü, kafa kısmı istinat duvarına paralel, inşaat demirinin altına girmiş şekilde bulunması, düşmenin doğal bir sonucu olamayacağı şeklinde yorumlandı. Ayrıca, vücudunda açık yara, kafa, kol veya bacaklarda kırık olmaması, sadece sırt sağ bölgesinde darbeye bağlı kosta kırıkları bulunması, cinayet şüphesini güçlendirdi.
Soruşturma kapsamında elde edilen kamera görüntülerinde, Dorukhan’ın aracını park ettikten sonra H.K.’nin bulunduğu bekçi kulübesi yakınından yürüyerek inşaat sahasına girdiği belirlendi. Şantiyede H.K., H.A., T.Ç., B.Ç. ve yakın şantiyede A.G.’nin bulunduğu tespit edildi. Ancak şüphelilerin ifadeleri arasında çelişkiler olduğu vurgulandı. Sanıklar, olay anında bağırtı veya gürültü duyduklarını, ancak arama yapmalarına rağmen bir şey bulamadıklarını iddia etti. İddianamede, şantiyenin dış dünyadan izole olduğu ve köpeklerle yapılan aramalara rağmen seslerin kaynağının tespit edilememesinin “hayatın olağan akışına aykırı” olduğu belirtildi. Ölüm anına ilişkin görüntü bulunmaması nedeniyle, cinayetin hangi şüpheli tarafından nasıl işlendiği netleştirilemedi.
İddianamede sanıkların ifadelerine de yer verildi. Bekçi A.G., olay sırasında başka bir şantiyede olduğunu ve haberi damadından öğrendiğini söyledi. H.K., gece 01.30-02.00 saatlerinde bir “pat” sesi duyduğunu, köpeğiyle alanı kontrol ettiğini ancak kimseye rastlamadığını belirtti. T.Ç., olay anında başka bir kulübede olduğunu ve haberi sonradan aldığını ifade etti. H.A., bir insan sesi duyduğunu, dışarı çıkıp kontrol ettiğini ancak bir şey bulamadığını, H.K.’den de olumsuz yanıt aldığını söyledi. İşçi B.Ç. ise saat 03.30 civarında bağırtı duyduğunu, H.K. ile karşılaştığını ve onun da benzer bir ses duyup kontrol ettiğini, ancak bir şey bulamadığını belirttiğini aktardı.
