Egemen Bağış’tan jeopolitik değerlendirme: Türkiye tecrübesiyle Güneydoğu Avrupa’nın önemli bir ortağı olabilir

Egemen Bağış’tan jeopolitik değerlendirme: Türkiye tecrübesiyle Güneydoğu Avrupa’nın önemli bir ortağı olabilir

AB fonlarının dönüşümde kritik rol oynadığını vurgulayan Bağış, Avrupa’nın artık tek aktör olmadığına dikkati çekti. Romanya, Bulgaristan ve Macaristan’da AB fonunun önemli miktarda kullanılmadığını belirten Bağış, bunun bir zafiyet değil, aksine bölge için önemli bir fırsat olduğunu kaydederek, şunları söyledi:

“Orta Doğu, Asya ve diğer bölgelerden gelen sermaye giderek daha etkin. Bu çeşitlenme hem bir fırsat hem de bir sınavdır. Sonuç açık; Güneydoğu Avrupa’da eksik olan kaynak, ilgi ya da önem değildir. Eksik olan hız, koordinasyon ve her şeyden önce bir zihniyet değişimidir. Küreselleşmenin artık garanti olmadığı bir dünyada, bölgeleri, pazarları ve sistemleri birbirine bağlayabilenler büyümenin bir sonraki aşamasını belirleyecek. Güneydoğu Avrupa bunu gerçekleştirmek için gerekli coğrafyaya, ivmeye ve ortaklara sahip. Geriye kalan tek şey, buna uygun şekilde harekete geçme kararıdır.”

Bağış konuşmasında, Rusya-Ukrayna Savaşı’na da değinerek, tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğini dile getirdi. Bağış, “Rusya’nın işgaliyle tetiklenen savaş ve İsrail’in Orta Doğu’daki askeri operasyonlarından yayılan istikrarsızlık, birbirinden ayrı krizler değildir. Daha derin bir dönüşümün katalizörleri. Tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor, enerji güzergahları yeniden değerlendiriliyor ve yatırım akışları yön değiştiriyor. Bir zamanlar küreselleşmiş bir sistem gibi görünen yapı, daha parçalı ve bölgeselleşmiş bir düzene evriliyor. Bu değişen tabloda coğrafya yeniden belirleyici hale geliyor ve uzun süre Avrupa’nın çevresi olarak görülen Güneydoğu Avrupa, sessizce merkeze doğru ilerliyor” açıklamasında bulundu.

Romanya’daki Türk yatırımlarıyla ilgili değerlendirme yapan Bağış, “On yıl önce, Romanya’daki Türk yatırımlarının 14 milyar avroyu aşacağı pek az kişi tarafından öngörülürdü. Bugün Türk sermayesi yalnızca mevcut değil; yerleşik hale gelmiş durumda. Şirketler hastaneler, otoyollar, sanayi tesisleri ve enerji altyapıları inşa ediyor. Bu, stratejik bir konumlanmadır. Sebep basit; küresel tedarik zincirleri risklere karşı daha hassas hale geldikçe, yakınlık önem kazanıyor. Siyasi istikrarı, pazarlara erişimi ve lojistik bağlantıları bir arada sunan bölgeler daha değerli oluyor. Güneydoğu Avrupa bu üçüne de sahip. Avrupa, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’in kesişiminde yer alıyor; ticaret, enerji ve veri için yükselen bir koridor” diye konuştu.

Büyük ölçekli altyapı ve dönüşüm projelerinin yalnızca kamu tarafından yürütülemediğinin altını çizen Bağış, başarılı projeler için çok paydaşlı iş birliğinin şart olduğunu aktardı.

Bağış, Türkiye’den örnekler vererek, İstanbul Havalimanı projesinin kamu-özel iş birliğinin başarılı bir modeli olduğunu, Karapınar Güneş Enerjisi Santrali ile enerji dönüşümünde teknoloji, finans ve sanayi iş birliğinin önemine vurgu yapıldığını ve Teknopark İstanbul ile inovasyonun ekosistem yaklaşımıyla geliştiğini anlattı.

AB’nin yeni yatırım stratejisi olan ‘Global Gateway’ ve Ukrayna’nın yeniden inşa sürecinin bölge için yeni fırsatlar sunduğunu kaydeden Bağış, Güneydoğu Avrupa’nın önümüzdeki dönemde Avrupa’nın önemli yatırım ve bağlantı koridorlarından biri haline gelebileceğini bildirdi.

Exit mobile version