Paylaşılan grafikte, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) kapsamında Ocak 2025 itibarıyla ana harcama gruplarına göre yıllık değişim oranları yer aldı. Verilere göre, yıllık bazda en yüksek fiyat artışı %99,93 ile eğitim harcamalarında gerçekleşti. Eğitim sektörünü %68,90 ile konut ve %55,02 ile sağlık izledi. Genel TÜFE artışı ise %42,12 olarak kaydedildi.
Bu tabloya dikkat çeken Demiralp, eğitimdeki fahiş artışların toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini ve uzun vadede Türkiye’nin insan kaynağı kalitesini tehdit ettiğini ifade etti.
Prof. Dr. Demiralp paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Son 20-30 yılda devlet okullarındaki eğitim kalitesinin düşmesiyle birlikte özel okullara olan talep hızla arttı. Bu durum, eğitimde fırsat eşitsizliğinin temelini oluşturdu. Maddi imkânı olan aileler çocuklarını özel okullara göndermek için büyük fedakârlık yaparken, birçok aile bu imkândan mahrum kalıyor. Eğitimdeki bu uçurum, toplumsal adaleti tehdit eden önemli bir unsur.”
Demiralp ayrıca, eğitim maliyetlerinin hızla artmasının, beyin göçünü tetiklediğine dikkat çekti:
“Artan eğitim maliyetleri ve yetersiz eğitim politikaları nedeniyle yurtdışında çalışma imkânı bulan ebeveynler, çocuklarının eğitimi için Türkiye’yi terk ediyor. Bu da ülkemizde nitelikli insan kaynağının azalmasına neden oluyor.”
Prof. Dr. Selva Demiralp, Türkiye’nin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedeflerine ulaşabilmesi için sadece makroekonomik dengelerin sağlanmasının yeterli olmayacağını vurguladı. Eğitim başta olmak üzere yapısal reformların gerekliliğine dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sürdürülebilir büyüme; eğitimde fırsat eşitliğini sağlamadan, hukuk sistemini güçlendirmeden ve kurumsallaşmayı artırmadan mümkün değil. Eğitim sisteminin geliştirilmesi, genç nesillerin iyi yetiştirilmesi ve onlara iş imkânı sunacak bir yatırım ortamının oluşturulması hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, ülkemizin potansiyelini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliriz.”
