Eski Orman Müdürü Faruk Çebi’den yangın isyanı: 16 yıldır değişen bir şey yok

Eski Orman Müdürü Faruk Çebi’den yangın isyanı: 16 yıldır değişen bir şey yok

Faruk Çebi, orman yangınlarıyla ilgili “ağzı olan herkesin konuştuğunu” ancak en doğrunun, yangın olmadığı zamanlarda da konuşabilen uzmanlar tarafından dile getirildiğini ve ne yazık ki onlara kulak verilmediğini söyledi. Çebi, yangınlarla mücadelede ay, mevsim ya da ağaç türüne bakılmaksızın meteorolojik verilerin anlık takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Ekstrem iklim koşullarında (yüksek sıcaklık, düşük bağıl nem, şiddetli rüzgâr) ormancılığın tüm işlerinin askıya alınarak koruyucu önlemler için alarma geçilmesi gerektiğini belirtti. Yangın uzmanı olmayan üst düzey yöneticilerin yangın söndürme çalışmalarına doğrudan müdahale etmesinin “kaş yapayım derken, göz çıkarmaya” benzeyeceğini, makam güçlerini yangın mahalinden gelen taleplerin hızla karşılanması için kullanmaları gerektiğini ifade etti.

Yangınla mücadelenin asıl kahramanlarının “köz üzerinde ter akıtan orman işçileri” olduğunu söyleyen Çebi, onlarsız bu mücadelenin düşünülemeyeceğini belirtti. Çebi, işçilerin kıymetinin yangın sonrasında da bilinmesini ve yıllardır verilmeyen haklarının bir an önce verilmesini diledi. “Demode olmuş sistemlerden ve sorumluluk üstlenmeyen anlayışlardan dolayı her yangın sezonunda Türk ormancısı ateşle sınava tabi tutuluyor” diyen Çebi, “Köz üzerinde ter akıtan isimsiz kahramanların dünyada başka örneği olmayan destansı mücadelesi bürokratik oligarşiye heba ediliyor” sözleriyle duruma tepki gösterdi.

Faruk Çebi, 2009 yılında Orman Mühendisliği Dergisi’nde yayınlanan “Türk Ormancısının Ateşle Sınavı” başlıklı makalesinde orman yangınlarıyla mücadelede yaşanan sorunları dile getirdiğini hatırlattı. Çebi, aradan 16 yıl geçmesine rağmen ne yazık ki hiçbir şeyin değişmediğini ve bedelinin çok ağır ödendiğini vurguladı.

Orman yangınlarıyla mücadelenin “vatan savunması gibi” olduğunu belirten Çebi, “Hattı müdafaa yoktur, sathi müdafaa vardır. O satıh, tüm canlılar ve onların yaşam alanlarıdır” dedi. Bu mücadelede “sen, ben ve o yoktur”, Devlet ve milletle bütünleşmiş kamu gücünün tamamı vardır” ifadelerini kullandı.

Çebi, orman yangınları konusunda bilmeden konuşanların veya bilmeyenleri konuşturanların en az yangınlar kadar ülkeye zarar verdiğini savundu. Üniversitelerde ormancılık eğitimi almış, arazide yıllardır yangınlarla mücadele etmiş tecrübeli mühendisler ve bilim insanları varken ilgisiz insanları konuşturmanın ve toplumu yanlış bilinçlendirmenin “ahlaksızlık” olduğunu dile getirdi.

Orman yangınlarının ekstrem iklim koşullarında ve kuraklığın etkisiyle büyüme istidadının arttığını belirten Çebi, en ufak bir kıvılcıma anında müdahale edilse de bazen tüm olanakların yeterli olamadığını söyledi. Bu durumun aynı zaman diliminde geniş alanlarda ve çok sayıda yangın yaşanmasına neden olduğunu ifade etti. Terör örgütlerinin ormanları yakar algısının gerçek sorunların tartışılmasını zorlaştırdığını belirten Çebi, orman yangınlarının otelle ilişkilendirilmesinin asla doğru olmadığını ve yangınların yapılaşmayı kolaylaştırmadığını, aksine zorlaştırdığını vurguladı. Yanan ormanların mevzuata göre yapılaşmaya açılmasının mümkün olmadığını hatırlatan Çebi, “Yangından önce verilmiş bazı otel izinleri bu gerçeğe inanmayı zorlaştırıyor. Yangından önce verilen otel izinlerini yangından sonra iptal edecek yeni mevzuata acilen ihtiyaç vardır” çağrısında bulundu.

Exit mobile version