Eylem Tok’un mektubunda sürekli kendi oğlunun iyiliğinden ve eğitiminden bahsetmesine tepki gösteren Özer Aci, “Hep benim çocuğum, benim çocuğum… Peki bizim çocuğumuz kötü müydü? Benim bir buçuk yaşında yetim kalan torunum kötü mü? Kendi evladı yaşıyor, şükretsin. Ben her gün mezarlıktayım” sözleriyle adalet arayışındaki kararlılığını vurguladı.
Tok’un “yasal varislerle anlaştık” ifadesine açıklık getiren acılı baba, bu durumun bir yıl önce gerçekleşen bir para ödemesi olduğunu öne sürdü. Aci, “Yasal varis dediği bir buçuk yaşındaki çocuk ve eşi. Biz kan bağı varisleriyiz. Benimle ne bir irtibat kurdular ne de helalleştiler. Ben oğlumun maddi ve maneviyatını satacak kadar alçalmadım. Paraya da ihtiyacım yok” dedi.
Eylem Tok’un mektubundaki “Olay yerine gitmedim, yaralıların telefonunu almadım” savunmasını da sert bir dille eleştiren Özer Aci, gerçeklerin raporlarda gizli olduğunu hatırlattı.
Aci, “Utanmadan ‘telefonu almadım’ diyor. Peki o telefon senin şoförün tarafından polise nasıl teslim edildi? Senin aracından nasıl çıktı? İnsani bir davranış sergileseydin, oğlum bugün hayatta olabilirdi. Benim çocuğum 81 dakika sonra hastaneye ulaştı” ifadelerini kullandı.
Eylem Tok’un vicdan rahatlatma çabalarının hukuki bir karşılığı olmadığını belirten Özer Aci, davanın sonuna kadar takipçisi olacağını söyledi. ABD’deki iade süreci devam eden Eylem Tok’un bir sonraki mahkemesi 13 Temmuz’da görülecek.
