DW Ankara muhabiri Uludağ’ın avukatları Akın Atalay, Tora Pekin ve Abbas Yalçın, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’ne başvurarak tutuklama kararına itiraz etti.
Savunma dilekçesinde, Uludağ’ın serbest bırakılması talep edildi.
Öte yandan Uludağ, geçtiğimiz cuma günü tutuklanmasının ardından Metris Cezaevi’ne götürülmüştü.
Uludağ’ın, bugün Metris Cezaevi’nden Silivri’deki Marmara 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edildiği belirtildi.
Alican Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın, soruşturma süreci hakkında açıklamalarda bulundu.
Yalçın, açıklamasında, “Bir yıl boyunca Cumhurbaşkanının avukatları tarafından herhangi bir şikâyette bulunulmamış. Ankara’daki savcılıklar da bu paylaşımlar nedeniyle bir soruşturma açmamış. Buna rağmen İstanbul’da ve üstelik bir terör savcısı tarafından re’sen soruşturma başlatılıyor” dedi. Yalçın, “Soruşturmanın İstanbul’da yürütülmesinin hukuki bir dayanağı yok” ifade etti.
Alican Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın’ın açıklamaları şöyle:
“Alican 18 yıldır Ankara’da yaşayan, mesaisini Ankara’da adliyelerde ve yüksek yargı birimlerinde icra eden Türkiye’nin en deneyimli yargı muhabirlerinden biridir.
Soruşturmanın nasıl başladığını anlamak açısından şunu söyleyeyim: Alican 18 yıldır olduğu gibi 19 Şubat günü mesaisine başlıyor. Sabah saat 10.00’da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir basın açıklamasını alıntılayarak bir paylaşım yapıyor. O basın açıklamasında, ‘Casperlar’ olarak bilinen bir yapıya ilişkin soruşturmada elde edilen delillerden bazı kamu görevlilerinin örgütle dirsek teması içinde olduğuna, adli soruşturmalara ilişkin bilgileri örgüt yöneticilerine ilettiklerine dair tespitler yer alıyor. Alican da bu açıklamayı alıntılayarak mafyanın artık sadece üyelerden ibaret olmadığını, siyasiler, bürokratlar, hâkimler ve savcıların da bu yapılarla birlikte hareket edebildiğini ifade eden bir değerlendirme yapıyor. Soruşturma bu paylaşımın hemen arkasından TCK 301 kapsamında, ‘yargı organlarını aşağılama’ iddiasıyla açılıyor. Bu suç izne tabi olduğu için Bakanlıktan izin isteniyor. Ancak 19 Şubat tarihli bu paylaşım, soruşturmaya hukuki bir görünüm kazandırmanın bir kisvesi. Nitekim bu paylaşımla soruşturmayı yürütmenin mümkün olmadığı anlaşılınca geriye dönük olarak 2025 yılına ait 22 ayrı paylaşım daha dosyaya ekleniyor. Bu kez TCK 299, yani Cumhurbaşkanına hakaret ve TCK 217/A, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamaları gündeme getiriliyor.
