Göktaş, “Modern yaşamın sunduğu imkânlar bir yandan eğitim ve iletişim gibi alanlarda fırsatlar doğururken, diğer yandan aile yapısını çözülmeye açık hale getiriyor. Özellikle çocuklar ve gençler, zararlı akımların ve kimlik erozyonunun tehdidi altında. Aile içi iletişim zayıflıyor, kuşaklar arası bağlar kopuyor. İnsanlar birbirinden ve gerçeklikten uzaklaşıyor” diye konuştu.
Göktaş, dünya genelinde gözlemlenen demografik eğilimlerin de aile yapısındaki bozulmayı hızlandırdığını söyledi. Sosyal izolasyonun arttığını, boşanma oranlarının yükseldiğini ve doğurganlık hızının düştüğünü hatırlatan Göktaş, “Kentleşme ve göç gibi yapısal sorunlarla birlikte, genç nüfusun azaldığı ve yaşlı nüfusun arttığı bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu durum, yalnızca aileyi değil, toplumların güvenliğini ve sürdürülebilirliğini de tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.
Küresel ölçekte yaşanan bu dönüşümler karşısında aile kurumunun korunmasının bir tercihten ziyade zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Göktaş, çevre, iklim krizi ve insan hakları gibi konuların yanında artık ailenin de uluslararası gündemin temel başlıklarından biri olması gerektiğini dile getirdi.
“Dijitalleşme, yoksulluk, kültürel aşınma ve iklim değişikliği gibi sorunların her biri, doğrudan ya da dolaylı biçimde aileleri etkiliyor. Bu nedenle uluslararası dayanışma kaçınılmazdır. Aileyi koruma mücadelesi, küresel bir sorumluluktur” diyen Göktaş, bu doğrultuda Türkiye’nin liderlik üstlenmeye hazır olduğunu sözlerine ekledi.
