Medyada Sarsıcı “Maddi İlişki” İddiası ve Gazetecilerin Sert Tepkisi
Gündeme oturan en sıcak başlıklardan biri, Akşam Gazetesi’nde Ayşe imzasıyla yayınlanan bir haber oldu. Haberde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun bazı gazeteciler ve YouTube gibi platformlarda yayın yapan isimlerle Murat Ongun ve Emrah Bağdatlı aracılığıyla “maddi bir alışverişi” olduğu öne sürülüyor. Bu durumun bir “algı çalışması” olduğu ve “İmamoğlu suç örgütü” kurgusu üzerine inşa edildiği belirtiliyor. Haberde adı geçen gazeteciler arasında Soner Yalçın, Nevşim Mengü, Yavuz Ohan, Bahar Feyzan, Ruşen Çakır, Nagihan Alçı, Batuhan Çolak, Barış Pehlivan, Şaban Seviç, İsmail Saymaz gibi isimler yer alıyor. İddia, bu gazetecilerin belediyeden fonlandığı yönünde.
Ancak, kaynaklara göre bu haberin hazırlanışında adı geçen taraflara iddialar sorulmamış, gazetecilik etiğine uygun bir çalışma yapılmamıştır. Haberde adı geçen gazeteciler iddialara sert ve öfkeli tepki gösterdiler.
Kaynak, bu tür “uydurma haberlerin” ve “kurguların” Türkiye’de 10-12 yıldır devam ettiğini, pek çok meslektaşın bu şekilde zorlandığını, çökertildiğini, sindirildiğini ve hatta hapse atıldığını belirtiyor. Medya camiasının önemli bir bölümünün ve adı geçen gazetecilerin mühim bir kısmının, bu kurgulara inandığı, bunlarla iş tuttuğu ve hatta ideolojik karşıtlıkları veya meslektaşlarının sahadan çekilmesinin işlerine geleceği düşüncesiyle sessiz kaldığı, hatta desteklediği eleştirisi kaynakta yer alıyor. Bu “aydınlanmanın” 19 Mayıs 2025’te yaşanmasının “problemli” görüldüğü ifade ediliyor.
İddiaların dayandırıldığı bir noktanın, bazı gazetecilerin İmamoğlu’nun gezilerine katılması ve seyahat/konaklama masraflarının karşılanması olabileceği belirtiliyor. Kaynak, bu durumun “medya etiği açısından problem” yaratabileceğini kabul etmekle birlikte, bunun dünyanın her yerinde programların mahiyetine göre seyahat ve konaklama masraflarının karşılanabildiğini, hatta bazı programlarda bunun gerekli olduğunu kaydediyor. Ancak buradan hareketle “belli gezilere katılmışlardı demek ki aralarında bir para ilişkisi var” sonucuna varılmasının bir “algı çalışması” olduğu vurgulanıyor.
Öte yandan, Halk TV’de yayınlanan ve Tunceli Valisi’nin (kayyım olarak atanmış) 19 Mayıs töreninde gözyaşlarını tutamadığı anları ekranlara taşıyan bir haber de kaynakta eleştiriliyor. CHP’nin yayın organı olduğu belirtilen Halk TV’nin, CHP’nin onlarca belediyesine kayyım atandığı ve belediye yönetimlerinin tutuklu olduğu bir ortamda bu tür bir “kayyım güzellemesi” yapmasının haber değeri sorgulanıyor.
Barış Süreci Arayışları ve Yargıdaki Durum
Türkiye’nin bir diğer önemli gündem maddesi ise “barış süreci”ne yönelik sinyaller. Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli’nin “Milli Birlik Komisyonu” kurulması önerisi süreci başlatan adımlardan biri olarak görülüyor. 16 siyasi partinin temsil edileceği, 100 üyeli ve kararların salt çoğunlukla alınacağı bu komisyon teklifi gündemdeki yerini koruyor. Sürecin meclise taşınacağı ve belli bir zamana yayılacağı tahmin ediliyor. PKK’nın kendini feshetmesi, silah bırakması ya da üst düzey yöneticilerin teslim olması gibi konuların konuşulduğu belirtiliyor.
Ancak kaynak, sürece mesafeli yaklaştığını belirterek, devletin “umut hakkı” başta olmak üzere AHİM kararlarına rağmen yasal olarak vermesi gereken hakları bir “siyasi pazarlık unsuru” olarak kullandığı eleştirisini getiriyor. Yargıda “yumuşama sinyalleri” verilebileceği, birtakım kanun ve yönetmeliklere uyularak ilerlenebileceği belirtilse de, infazını tamamlamış pek çok tutuklunun infaz ertelemeleriyle içeride tutulmaya devam ettiği, gözaltı ve tutuklamaların sürdüğü ifade ediliyor. Kürt belediyelere yönelik kayyım atamalarına birkaç aydır ara verilmiş olsa da, bu konuda devletin iyi niyetli adımlar attığına dair belirgin bir örnek olmadığı kaydediliyor. Meclis Başkanı’nın yaz sonuna kadar sürecin bitebileceğini, DEM Parti’den ise Haziran sonuna kadar önemli ilerlemeler kaydedilebileceğine dair açıklamalar olduğu aktarılıyor.
18 Mayıs 2025 tarihinde İmralı’da DEM Parti’den bir heyetin Abdullah Öcalan ile görüştüğü bilgisi kaynakta yer alıyor. Öcalan’ın bu görüşmeye dair “Sırrı Süreyya Önder’le son bir defa konuşmamak içimde ukde kaldı” dediği ve “kardeşlik hukuku üzerinde yeni bir sözleşmeye ihtiyaç var, yaptığımız şeyler büyük bir paradigma değişikliğini ifade ediyor” sözleri aktarılıyor. “Yeni bir sözleşme”den kastın anayasa mı, yasal düzenlemeler mi yoksa farklı mutabakat metinleri mi olduğu net değil. DEM Parti Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’dan, Bahçeli’nin komisyon çağrısına destek geldiği ve AKP’nin de görüşlerini ifade ederek komisyonun kurulması gerektiğini söylediği belirtiliyor. Meclis Başkanı Kurtulmuş da sürecin planlandığı gibi devam ettiğini ve meselenin konuşulacağı yerin meclis olduğunu söyleyerek bu yönde “sarı ışık yaktığı” ifade ediliyor.
