Yunan tanrılarından bahsediliyor. O tanrılara tahsis edilen tapınaklardan, adaklardan, kurbanlardan, bağışlardan, kahinlerden, kehanetlerden, tanrıların işlerinden bahsediliyor.
Yunanlılarla Mısırlıların müşterek tanrılarından da bahsediliyor.
Kitap elimin altında olsaydı misal verirdim.
Yunan’da ismi ayrı, Mısır’da ismi ayrı fakat aslında aynı tanrı.
İslam öncesi Arap tanrılarına malumat olarak daha yakın sayılırız. Yani bilgilerimiz daha taze.
Cahiliye Araplarının meşhur tanrıları Hübel ve kızları Lat, Menat, Uzza’nın da arkasında bir kültür var.
Hübel’in Babil’deki Baal’den dönüştüğüne dair rivayetlere rastladım. Lat’ın eski Yunan’daki Athena’ya tekabül ettiği söyleniyor. Nebatiler üzerinden Hicaz’a intikal etmiş. Uzza’yı Afrodit’le, Venüs’le ilişkilendirenler olmuş.
Tabii tanrıların kendi başlarına bir kuvvetleri yok. Onlara güç ve kuvveti insanlar yakıştırıyor.
Savaşa gideceksen Afroditle falan uğraşmazsın. Adağını Athena’ya veya Romalı’ysan Mars’a adarsın.
Cahiliye Arapları, diğer üç dişi tanrının babası olduğunu düşündükleri Hübel’in huzurunda fal oklarıyla fal bakıyorlar. Demek ki fal o devirde çok önemli.
Uzza bereket, Menat ise kader tanrıçası.
