İmamoğlu’ndan mahkeme başkanına ‘usül’ uyarısı: Bedelini siz ödersiniz, ben değil
Mahkeme başkanının, iddianamede “20 numaralı eylem” kapsamında tek bir fiilden sorumlu tutulduğunu hatırlatması üzerine konuşmaya başlayan Erdoğdu, hem tutukluluk koşullarına hem de delil olarak gösterilen unsurlara itiraz etti. Erdoğdu, kendisine yöneltilen suçlamaların Ertan Yıldız ve Serkan Aydın’ın ifadeleri, baz kayıtları ve bir banka dekontuna dayandırıldığını belirterek, bu delillerin tutukluluğu haklı çıkaracak nitelikte olmadığını öne sürdü.
Erdoğdu, savunmasında özellikle “etkin pişmanlık” kapsamında verilen ifadeleri hedef aldı. Hapisten çıkmak isteyen kişilerin başkaları hakkında beyanda bulunduğunu savunan Erdoğdu, bu ifadelerin güvenilirliğini sorguladı. Kanser hastası bir kişinin de baskı altında ifade vermek zorunda bırakıldığını ileri süren Erdoğdu, bu beyanların adil yargılama bakımından sorunlu olduğunu ifade etti.
Hakkındaki temel suçlamanın, para dolu bir çantayı teslim aldığı ve başka bir kişiye ulaştırdığı yönünde olduğunu belirten Erdoğdu, bu anlatımın tamamen gerçek dışı olduğunu söyledi. “Ben para taşımadım, çanta almadım” diyen Erdoğdu, böyle bir olayın yaşanmadığını, somut delil ortaya konulmadan savunma yapmasının istenmesini eleştirdi.
Baz kayıtları üzerinden yapılan değerlendirmeleri de yetersiz bulan Erdoğdu, söz konusu kayıtların biri uzun süredir kaldığı bir otelde, diğerinin ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi çevresinde olduğunu söyledi. Bu yerlerin zaten kamu görevi ve siyasi faaliyetleri nedeniyle doğal olarak bulunduğu noktalar olduğunu ifade eden Erdoğdu, “Bu delillerle biri tutuklanır mı?” diye sordu.
Tutukluluk süresince kamuoyunda suçluymuş gibi gösterildiğini savunan Erdoğdu, özellikle bazı televizyon yayınları ve haberlerde hakkında kesin hüküm verilmiş gibi yayınlar yapıldığını belirtti. Kendisinin milletvekilliği ve genel başkan yardımcılığı yapmış bir siyasetçi olduğunu hatırlatan Erdoğdu, buna rağmen kamuoyu önünde hedef haline getirildiğini söyledi.
Erdoğdu, “Çantayla para taşıdı” şeklindeki iddiaların akla ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, büyükşehir belediyesinin güvenlikli bir alanında böyle bir para trafiğinin iddia edildiği gibi yaşanmasının mümkün olmadığını dile getirdi.
Savunmasında davanın siyasi boyutuna da dikkat çeken Erdoğdu, aynı suçlamaların iktidar partisine mensup bir siyasetçiye yöneltilmesi halinde benzer bir tutuklama kararı verilip verilmeyeceğini sordu. “Ben AK Parti’nin milletvekili ve genel başkan yardımcısı olsaydım, bu iddialarla tutuklanır mıydım?” diye soran Erdoğdu, bu sorunun yanıtının Türkiye’de hukuk önünde eşitlik ilkesinin durumunu gösterdiğini savundu.
Kanun önünde eşitliğin zedelenmesinin yalnızca bireysel bir mağduriyet yaratmadığını, aynı zamanda hukuk devleti ilkesini de aşındırdığını belirten Erdoğdu, yargılamanın yalnızca kendisini değil, daha geniş bir siyasal zemini etkilediğini söyledi.
