Hawaii ile Kaliforniya arasında yer alan ve yüzölçümü Teksas eyaletinin iki katına ulaşan Büyük Pasifik Çöp Yaması, yeni bir bilimsel keşfin merkezinde yer alıyor. Çinli ve Amerikalı bilim insanları tarafından yürütülen araştırma, deniz yüzeyindeki plastik yığınlarının birbirine çarparak parçalandığını ve rüzgarın etkisiyle mikroskobik boyutlarda atmosfere taşındığını belirledi. Bu durum, plastik kirliliği ile iklim değişikliği arasında bugüne kadar göz ardı edilen fiziksel bir bağın varlığını gün yüzüne çıkardı.
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, plastiklerin rengi ile ısı emilimi arasındaki ilişki oldu. Geçmişte yapılan çalışmaların çoğu, plastikleri şeffaf varsaydığı için iklim üzerindeki etkilerini “ihmal edilebilir” seviyede görüyordu. Ancak yeni analizler, atmosferdeki kırmızı, sarı, mavi ve siyah pigmentli plastiklerin, güneş ışınlarını tıpkı koyu renkli kıyafetlerin ısıyı çekmesi gibi hapsettiğini gösterdi. Verilere göre renkli plastikler, şeffaf olanlara kıyasla ışığı yaklaşık 75 kat daha fazla emerek atmosferin ısınmasına doğrudan katkıda bulunuyor.
Bilim insanları, araştırmada sadece okyanus kaynaklı atıklara değil, katı atık sahalarından ve araç lastiklerinin aşınmasından havaya karışan parçacıklara da odaklandı. Boyutları saç telinden bile ince olan nanoplastikler, hafif yapıları sayesinde atmosferde çok daha uzun süre asılı kalabiliyor. Bu küçük parçacıkların, kütlelerine oranla mikroplastiklerden çok daha fazla güneş enerjisi soğurduğu tespit edildi. Araştırmacılar, küresel ölçekte plastiklerin yarattığı bu ısıtma etkisinin, atmosferdeki en güçlü kirleticilerden biri olan kurumun (siyah karbon) etkisinin %16’sına ulaştığını hesapladı.
Uzmanlar, plastik kirliliğinin gelecekte daha küçük parçalara bölünerek artmaya devam edeceğine dikkat çekiyor. Mevcut iklim modellerinin bu “görünmez” ısıtma etkisini içerecek şekilde güncellenmesi gerektiğini savunan bilim insanları, plastik üretimindeki artışın iklim krizini derinleştireceği uyarısında bulunuyor.
