Türkiye, geçtiğimiz hafta ebediyete uğurladığı ulu çınarı Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın yasını tutarken, usta tarihçinin hayatına dair bilinmeyen detaylar da gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Ortaylı için düzenlenen bir anma panelinde konuşan hocası ve dönemin Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Dekanı Prof. Dr. Ruşen Keleş, dinleyenleri hayrete düşüren tarihi bir anekdot paylaştı.
Keleş’in anlattıklarına göre; İlber Ortaylı’nın akademiye adım atması, bir diğer efsanevi tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın özel ricası ve genç bir dekanın MİT raporuna rağmen aldığı inisiyatif sayesinde gerçekleşti.
Prof. Dr. Ruşen Keleş, Ortaylı’nın asistanlık sürecinin nasıl başladığını şu sözlerle anlattı: “O sırada Türk İdare Tarihi derslerini fakültemizde rahmetli Halil İnalcık okutuyordu. Bana, dekan odasına gelip dedi ki: ‘Bir öğrencimiz var. Bu Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdikten sonra Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde tarih okumaya karar verdi. Bunu asistan olarak fakülteye kazandırırsak çok isabetli bir iş yapmış oluruz.’ Ben de tabii ki sınav açabileceğimizi söyledim.”
Haziran ayında açılan sınavlarda İlber Ortaylı’nın hem yazılı hem de sözlü sınavları başarıyla geçtiğini belirten Keleş, asıl sorunun bundan sonra başladığını ifade etti.
Sınavların 1971 askeri müdahalesinin (12 Mart Muhtırası) hemen akabinde yapıldığını hatırlatan Keleş, dönemin şartları gereği kazanan asistanların ataması için Milli İstihbarat Teşkilatı’ndan (MİT) olumlu görüş alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
MİT’e gönderilen isimlerden ikisi için olumlu yanıt gelirken, İlber Ortaylı için “olumsuz” görüş bildirildi. Bu duruma şaşıran Keleş, konunun perde arkasını dönemin Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Devlet Denetleme Kurulu Üyesi İlhan Öztürk aracılığıyla araştırdığını belirterek o şoke edici gerekçeyi açıkladı: “Merak ettik ne olabilir diye… İlhan’ı aradım, ‘Niçin İlber’le ilgili mütalaa menfi şekilde gelmiştir?’ diye sordu, araştırdı. Ortaya şu çıktı: Annesi Kırım Tatarlarından olduğu için ve İlber’in kendisi de Türkiye dışında (Avusturya) dünyaya geldiği için atamasına gerek görülmüyor, ‘atamasını yapamazsınız’ deniyordu.”
