İmamoğlu üçüncü kez hâkim karşısında: Suç işleyenleri ortaya çıkarmaya devam edeceğim

İmamoğlu üçüncü kez hâkim karşısında: Suç işleyenleri ortaya çıkarmaya devam edeceğim

Savunmasına sert ifadelerle başlayan İmamoğlu, “Buradayım, Silivri’deyim. Uydurma dosyalara karşı savunma yapmaya değil; suç işleyenleri ortaya çıkarmaya sonuna kadar devam edeceğim” diyerek kendilerine yöneltilen suçlamanın “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” olduğunu hatırlattı. İmamoğlu, asıl yargılananın hakikati söylemek olduğunu savundu.

İmamoğlu, Foreign Affairs’e yazdı: ‘Bu dava adaletle değil, Erdoğan’ın siyasi hayatta kalmasıyla ilgili’

19 Mart sivil darbesiyle özgürlüğü elinden alınan, yaklaşık 9 aydır Silivri’de, 12 metrekarelik bir hücrede tutulan seçilmiş İstanbul Büyükşehir (İBB) Başkanı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) ve 15,5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, hakkındaki bütün soruşturmalara ve davalara bilirkişi olarak atanan Satılmış B.’ye yönelik “bilirkişi ve tanığı etkilemeye teşebbüs” ile “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” iddialarıyla açılan davada ikinci kez ifade verdi. Duruşma, davaya bakan İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin bulunduğu Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi yerine, Silivri’deki salonda görüldü. Bu davaya bakan İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi, son yayınlanan HSK kararnamesi ile İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi’ne kaydırılmış, yerine ise İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi üye hâkimi getirilmişti. Bugünkü duruşmayı, dosyaya yeni atanan ve izindeyken görev yeri değişen hâkimin yerine, komisyon kararıyla, İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi yönetti. Duruşmayı; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, CHP Genel Başkan Yardımcıları Gökhan Günaydın, Gül Çiftçi, Gökan Zeybek, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, İmamoğlu’nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, oğlu Selim İmamoğlu, kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu, avukatlar ve kalabalık bir vatandaş topluluğu izledi.

Davanın görüleceği salona alkışlar eşliğinde giren İmamoğlu’nun savunmasının tam metni şöyle oldu:

Müsaadenizle, bazı düşüncelerimi bugün de sizin huzurunuzda mahkemeyle paylaşmak istiyorum ve kayda geçmesini arzu ediyorum. Tabii ki durumun farkındayım. Ne yazık ki bu dosyada da hâkim değişikliğine uğradım. Siz, bu dosyada görevlendirilen hâkim değilsiniz; bunu da biliyorum. Bugün burada bulunmanızın farklı bir görevlendirmeyle olduğunu da biliyorum. Bu ay içerisinde bu mahkemenin hâkiminin göreve başlayacağını da biliyorum. Bu çerçevede, özellikle Türk milleti adına burada bulunan sizin huzurunuzda, mahkeme kaydına geçmek üzere düşüncelerimi ve tespitlerimi sizin huzurunuzda paylaşmak istiyorum. Öncelikle şimdiden teşekkür ederim. Tabii, burada bizi izlemeye gelen insanların, yakınlarımın, kıymetli avukatlarımın ve onlara eşlik eden değerli meslektaşlarının huzurunda konuştuğumun farkındayım. Ama bir o kadar da bu meselenin yüce Türk milletini ilgilendirdiğinin de farkındayım.

Birçok mahkemeyle karşı karşıya, soruşturma süreçlerinin nasıl işlediği ortada. Ardından açılan mahkemeler ortada. Ve yürütülen bu sürecin daha iyi idrak edilmesinin, toplum tarafından millet tarafından bilinmesinin şart olduğunu bilen birisiyim. Bu vesileyle, bu cennet vatanın güzel ülkemizin, hafızası güçlü, vicdanı diri, umudu tükenmeyen, geleceğimizi demokrasiyle, adaletle refahla buluşturmaya ant içmiş; azimli, kararlı, güzel insanlarımızı yurttaşlarımı en içten sevgilerimle, saygılarımla selamlıyorum. Buradayım, Silivri’deyim. Haksızlığa, hukuksuzluğa, uydurma gerekçelerle açılmış davalara karşı mücadeleme; savunma yapmaya değil, suç işleyenleri ortaya çıkarmaya ve onlara karşı yargılama hakkımı sonuna kadar kullanmaya devam ediyorum, edeceğim. Kararlılığımı herkesin bilmesini isterim. Pazartesinden cumaya, yani bu hafta başından bugüne, gazeteciler, öğrenciler sözleri ve protesto haklarını kullandıkları için tutuklanmaya devam ediliyor. Yokluk, yoksulluk ve açlık içinde hayatını kaybedenler, yanarak ölenler, zehirlenenler içimizi yakıyor. Tacize uğrayanlar, karnını doyuramayanlar, okula aç gidenler, evladına harçlık veremeyen anneler, babalar isyan ediyorlar. Bunları da üzülerek takip ediyorum ve duyuyorum.

Milletimizin bu temel sorunlarını çözemeyen ve çözmek gibi bir derdi olmayan zihniyet ise, adalet sistemini çürütmeye, anayasal düzene zarar vermeye bilinçli olarak devam ediyor. Adalet sistemindeki kaosu, toplumun vicdanını kanatan büyük adalet yaralarını,yargıyı kendi siyasi emelleri için araçsallaştırmanın yaşattığı hasarları, çok sıkı analiz etmek zorunda olduğumuzu, buradan yüce Türk milletine ilan ediyorum. Gündemi bu şekilde alabora etmeye çalışan zihniyet, aynı anda yeni icatlarla, rakibini, muhalefeti yok etmek için, oyun içinde oyun kurmaya, yargıda görülmemiş müdahaleleri yapmayı da ne yazık ki pervasızca sürdürüyor. Uzun zamandır ülkemizde adaletin seyrini belirleyen bir sürecin içinden geçiyoruz. Bu süreç ne sadece bir siyasetçiye yöneltilmiş soruşturmalarla sınırlıdır, ne de birkaç iddianamenin kuru satırlarına sığabilecek kadar dar bir meseledir. Bu süreç; siyasetin yargıya gölge düşürdüğü, karar mekanizmalardan ve kurumların tarafsızlığını yitirdiği düzenlerden, kamu gücünün hakikate değil talimata yaslandığı bir iklimden doğan çok katmanlı bir geleceğin yansımasıdır. Bugün karşımıza çıkan manzara da işte böyle bir sürecin doğal sonucudur.

İşte tam bu nedenle, bugün burada anlatacaklarım yalnızca üzerime atılı suçlamaları yanıtlamakla sınırlı olmayacak; ülkemizin adalet sisteminde yaşanan bu istikrarsızlığı, yön kaybını ve güç istismarını çıplak bir şekilde gözler önüne serecek. Bugün karşımızdaki tablo şudur: Yaşananlar kişisel değildir. Aksine, yerleşik bir uygulamanın, bilinçli bir tercihin ve sistematik bir yöntemin ürünüdür. Hakkımda açılan her davada, her soruşturmada, her fezlekede aynı şablon yeniden sahneye kondu. Yargı, doğal işleyişinde mümkün olmayan bir hızla devreye girdi. Normalde aylar sürecek işlemler, birkaç saat içinde tamamlandı. Bu asla rastlantısal bir durum değildir. Tam tersine, hiçbir hukuki gerekçe olmadan aylarca hatta yıllarca askıda bırakılan dosyalarım da oldu. Bir başka deyişle, hangi dosyanın hızlandırılacağı, hangisinin dondurulacağı, hukuka göre değil, siyasi masalarda belirlenmiş takvime göre belirlenmektedir. Kimi zaman, idarenin kararını beklemesi gereken ceza soruşturmaları, idari süreç tamamlanmadan ilerletildi. Kimi zaman –ki dört gün önce yüne bu salonda-, ceza yargılaması sürerken idari dava bekletici mesele yapılarak süreç tamamen kilitlendi. Ortaya çıkan tablo açık ve nettir: Yöntem, ihtiyaç anına göre; bu ihtiyacı belirleyen kişi ve onun talimatlarına uyan bir grup muhterise göre değiştirildi. Kural değil, niyet belirleyici oldu.

Exit mobile version