Salonda bulunanları “Kıymetli Genel Başkanım, sevgili yol arkadaşlarım, sevgili Cumhuriyet Halk Partililer, partimizin 39. Kurultayını Silivri zindanından saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Hepinizi hasretle kucaklıyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum” sözleriyle selamlayan İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Kıymetli yol arkadaşlarım, uzun zamandır zorlu bir süreçten geçen ülkemiz büyük bir kavşağa yaklaşıyor. Cumhuriyet Halk Partisi 31 Mart 2024 seçimlerinden birinci parti olarak çıktıktan sonra yaşadıklarımız tarihsel bir eşikte olduğumuzu gösteriyor. 23 senedir ülkeyi yönetenler kaybetmeye mahkum oldukları iktidarı bırakmaya hazır değil. 19 Mart 2024’ten beri yaşadıklarımız, iktidardakilerin kendilerinden başkasının seçimleri kazanmasını engellemek için her yola başvurabileceklerini gösteriyor. Türkiye’yi, iktidarların demokratik seçimler yoluyla değiştiği bir ülke olmaktan çıkarmaya çalışıyor olabilirler. Böyle bir eşikteyiz. Fakat biz her zamankinden daha güçlü bir şekilde ‘egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ demekten vazgeçmeyeceğiz. Atamızın ve şehitlerimizin emaneti bu cennet vatanı, rejimlerin en faziletlisi olan Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında daha demokratik, daha güçlü ve daha müreffeh bir Türkiye haline getirmek zorundayız. 39. kurultayımız bu tarihsel eşikten nasıl geçeceğimizi tayin edecek seçimlerden önceki son olağan kurultayımız olduğu için önemi çok büyük. Partimiz için de ülkemiz için de kurultayımız yeni programla partimize yön verirken ülkemize de yol gösterecek. Seçeceğimiz yeni yönetimle partimizi güçlendirirken milletin de yolunu açacak.
Sevgili yol arkadaşlarım, sorumluluğumuz büyük, yükümüz ağır. Kurucusu olduğumuz Cumhuriyetimiz, banisi olduğumuz demokrasimiz hayati sorunlarla boğuşuyor. Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin temeli Meclisimiz felç edilmiş halde. Ülkemiz Meclisten değil, danışmanlarla doldurulmuş saraydan yönetiliyor. Kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü prensipleri askıda. Bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı sarayın emrinde. Medya tek tip, fikir hürriyeti yok. Ağzını açan Silivri’ye kapatılıyor. Televizyon kanallarına el konuluyor. Bağımsız gazetecilik faaliyeti yürüten kişiler asılsız suçlamalarla karşı karşıya kalıyor. Demokrasimiz gibi ekonomimiz de çöküyor. Tarım bitme noktasında, sanayi üretimi giderek azalıyor. Küçük bir azınlık servetine servet katarken, vatandaşlarımızın yarısından fazlası açlık ya da yoksulluk sınırında bir hayata mahkum. Zengini daha zengin, fakiri daha fakir hale getiren bu kara düzen milletimizin kanını emiyor. Gıda ürünlerinin fiyatları, kiralar kontrolden çıkmış halde. Çocuklarımız işsiz ve ümitsiz; geleceklerini başka ülkelerde arıyor. Gençler evlenemiyor, evlenenler çocuk yapmıyor. Aile kurumu ve değerlerimiz büyük zarar görüyor. Doğurganlık hızımız o kadar azaldı ki bir nüfus krizine, demografik bir krize doğru gidiyoruz.
Sevgili Dava Arkadaşlarım, demokrasimiz ve ekonomimiz çökerken dünya büyük bir dönüşümden geçiyor. Devletlerarası ilişkiler, dünya ekonomisi ve uluslararası ticaret hızla değişiyor. Yapay zeka, dijital dönüşüm ve teknolojik ilerlemeler ekonomileri, üretim, tüketim ve bölüşüm süreçlerini köklü bir biçimde dönüştürüyor. Dünya ticaretinin rotaları değişiyor. Değişen sadece dünya ekonomisi, dünya ticareti değil. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan uluslararası düzen de değişiyor. Küresel siyasete belirsizlik ve kuralsızlık hakim. Devletler arası ittifaklar yerini yenilerine bırakırken, müttefikler ve rakipler arası ilişkiler değişiyor. Askeri çatışmalar ve çatışma potansiyeli artıyor. Hatta sivillerin, masumların göz göre göre katledildiği ve maalesef tüm dünyanın seyretmekle yetindiği bir tabloyu yaşıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin cefakar mensupları, cumhuriyetimiz ve Demokrasimiz bu kadar büyük sorunlarla boğuşurken, dünyada yaşanan bu ekonomik ve teknolojik dönüşümü yakalamamız imkansız. Değişen uluslararası düzende ülkemize yakışan bir yer bulmamız mümkün değil. Daha kötüsü, bu ekonomik ve teknolojik dönüşümü yakalayamazsak, ülkemizi değişen uluslararası düzene hazırlayamazsak, Cumhuriyetimizin ve Demokrasimizin sorunları daha da büyüyecek. İşin şakası yok. Ülkemiz gerçek bir yol ayrımında. Daha önce birkaç kez olduğu gibi…
19. yüzyılın başında Osmanlı Devleti’nin eski haliyle devam edemeyeceği belli olunca da bir yol ayrımına gelmiştik, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilerek çıktığımızda da. Her iki yol ayrımında da büyük hamleler yapmış, ülkemizi daha büyük felaketlerden korumuştuk. Osmanlı Devleti’nin eski haliyle devam edemeyeceği belli olunca Tanzimat Fermanını ilan etmiş, Birinci Dünya Savaşından yenilerek çıktığımızdaysa Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşımızı verip Cumhuriyeti kurmuştuk. Her iki eşikten de büyük reformlar yaparak geçtik. Ülkemiz bugün yine büyük bir yol ayrımında. Yine büyük bir reform hamlesine ihtiyacımız var. Cumhuriyetimizin ve Demokrasimizin bekası için, değişen uluslararası düzende ülkemize yakışan bir yer bulabilmek için büyük bir reform hamlesi yapmamız gerekiyor. Ancak vaziyet ortada. Bugünkü iktidarla bu mümkün değil. Sorunlarımızın kaynağıyla sorunlarımızı çözmemiz imkansız. Cumhuriyet Halk Partisinin kıymetli mensupları, ülkemizin kuvvetle ihtiyaç duyduğu reform hamlesini ancak biz yapabiliriz. Ancak CHP ülkenin makus talihini yüzyıl önce olduğu gibi değiştirebilir. Türkiye ancak CHP iktidarında, Cumhuriyet’i kurarken yaptığımız gibi bir reform hamlesi yapabilir. Cumhuriyetimizin ve Demokrasimizin bekası için ülkemizin CHP iktidarına ihtiyacı var.
