Kanun teklifinin sera gazı salınımına yönelik getirdiği cezai hükümleri eleştiren Ömer Fethi Gürer, tasarının gizli maddelerinin küçük aile tipi hayvancılığı bitirmeyi hedeflediğini iddia etti. Gürer, kürsüden şu ironik ve sert soruyu yöneltti:
“Hoş görün de arkadaşlar, dolaylı yoldan konulan cezaların içeriğinde hayvancılığın bitirilmesi de kanunun gizlenen, tanımlanmayan yerinde yer alıyor. Ne yapacaksınız yani? İnek gaz çıkardı diye gidip de ahırdaki hayvana ceza mı keseceksiniz?”
Bu sözler, kanunun uygulanabilirliği ve köylüye getireceği olası yükler konusundaki tartışmanın fitilini ateşledi.
Konuşmasında meselenin ciddiyetine dikkat çeken Gürer, siyasetçilerin tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu vurguladı. “Biz ya geleceğin katilleri ya geleceğin kurtarıcıları olacağız.” diyen Gürer, bu kanunun iklim sorunlarını çözmek yerine “karbon kredisiyle yaratılacak bir rantın varlığından faydalanmak adına” Meclis’e getirildiğini savundu.
Gürer, Kızılderili şefin 1854’teki “Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne alıp satacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirası toprakları çölleştirecek ve her şeyi yok edecekti.” sözünü hatırlatarak Türkiye’nin hızla bu sürece sürüklendiği uyarısında bulundu.
CHP’li vekil, kanunun içeriğinin de boş olduğunu belirtti. Karar alıcı kurullarda belediyelerin ve çevre mühendislerinin temsilcilerinin olmamasını “unutulmuşluk” olarak niteleyen Gürer, “Kanunda hem iklim unutulmuş hem de bu süreçten etkilenecek kurumların varlığı unutulmuş.” dedi.
