Fidan’dan Trump’ın ‘Kürt’ planı için konuştu: Yakından takip ediyoruz
Açıklamasında Orta Doğu’da tırmanan çatışmalara ve Kürtleri bu savaşın içine çekme girişimlerine değinen Ahmed, Kürtlerin tarih boyunca büyük güçlerin siyasi hesaplarının kurbanı edildiğini vurguladı.
Kürtlerin dünya güçleri tarafından birer “piyon” gibi kullanılmasının artık kabul edilemez olduğunun altını çizen Ahmed, çatışmanın tüm aktörlerine (isim vermeden ABD ve Batılı müttefiklere) şu net mesajı verdi: “Kürtler çok sık, yalnızca güçlerine veya fedakârlıklarına ihtiyaç duyulduğunda hatırlanıyor. Bu nedenle bu çatışmanın tüm taraflarına sesleniyorum: Kürtleri rahat bırakın. Biz kiralık silahlar değiliz.”
First Lady Ahmed’in açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise, ABD’nin geçmişte Kürtleri kendi amaçları için kullanıp sonra yüzüstü bıraktığı iki büyük tarihi olaya (1991 Körfez Savaşı sonrası ve Suriye) yaptığı doğrudan atıflardı.
1991 Katliamı: Ahmed, 1991 yılında (Birinci Körfez Savaşı sırasında) ABD’nin çağrısıyla Kürtlerin Saddam Hüseyin rejimine karşı ayaklanmaya teşvik edildiğini hatırlattı. Ancak Washington’un önceliklerinin değişmesiyle Kürtlerin yalnız bırakıldığını belirten Ahmed, Saddam rejiminin o dönemde helikopterler, tanklar ve ağır silahlarla ayaklanmayı kanlı bir şekilde bastırdığını ve bu ihanetin Kürtlerin hafızasında derin izler bıraktığını ifade etti.
Suriye (Rojava) Örneği: Daha yakın bir döneme, Suriye’nin kuzeydoğusundaki (Rojava) gelişmelere de dikkat çeken Ahmed, Kürtlerin DEAŞ’a (IŞİD) karşı savaşın ön saflarında Batı’nın müttefiki olarak yer aldığını, ancak verilen sözlerin tutulmadığını ve Kürtlerin sonrasında nasıl muamele (terk edilme) gördüklerini tüm dünyanın izlediğini kaydetti.
Trump, Kürt liderleri bizzat aradı ve rest çekti: Tarafınızı seçin ya biz ya da İran
