İran’da Savaşın Ortasında Kaldılar! A Milli Sporcular Korku Dolu Anları Anlattı

İran’da Savaşın Ortasında Kaldılar! A Milli Sporcular Korku Dolu Anları Anlattı

Müsabakaların son gününde Tahran’da patlama seslerinin geldiği söylentilerini duyduklarını belirten Atakan Yüksel, havalimanlarının kapatılmasıyla takımıyla birlikte otobüsle Tahran’a geçmek zorunda kaldıklarını vurguladı. Yüksel, “Bizi 1 saat dinlendirip 13- 14 saatlik yolculuk ile tekrar Van sınır kapısına getireceklerini söylediler. 30 saati geçkin yolculuk yaptık. O gün gerçekleşmedi. Burası güvenli burada yatın dinlenenin diyerek İran Güreş Evi denilen yere geçtik. Kupamızı almış, ikinci olmuştuk” dedi.

Geceyi geçirmek üzere yerleştikleri tesisin yakınında petrol tesislerinin bulunduğunu sonradan öğrendiklerini ifade eden Yüksel, patlamaların ardından yaşananları şöyle anlattı: “O gece hemen yanımızda petrol tesisleri varmış, bizim haberimiz yok bundan. O gece ormana sığındık. Geceyi ormanda geçirdik. Camlardan atladık. İkinci patlamada şarapnel parçaları etrafa geldi. Kaldığımız tesisin camları patladı.”

Olay anında herhangi bir sığınak bulunmadığını belirten antrenör, Türkiye’deki yetkililerle sürekli irtibat halinde olduklarını aktardı. Yüksel, “Güreş Federasyonu Başkanımız Taha Akgül, Spor Bakanımız, Dışişleri Bakanımız, Büyükelçilimiz devamlı irtibattaydık. Gece sabaha kadar ne yapmamız gerektiği ile ilgili konuştuk” dedi.

Ormanın içerisinde bir çukur bulduklarını ifade eden Yüksel, “Daha sonra buranın açık hedef olabileceğini, daha sonra bir 500-600 metre ilerde bir barınak bulduk ve geceyi orada geçirdik. Oradan Büyükelçiliğimiz bizi oradan aldı ve Van’a geldik daha sonra İstanbul’a geldik” şeklinde konuştu.

Yüksel, Türkiye’ye geliş süreçlerini ise şu sözlerle anlattı: “Dün akşam Tebriz’deydik, Tebriz bombalanıyordu. Tahran’a geçtik, Tahran bombalanmaya başladı. Sınır kapısının orada bir örgüt çevirdi bizi. 7-8 araba bizi çevirdi anlamadığımız. Yanımızda bir diplomat hanımefendi vardı. Hiç sorgusuz sualsiz hizmet pasaportumuz, diplomatik pasaportumuz olduğu halde bizi tek tek aradılar. Çantalarımızı boşaltılar. 30-40 dakika boyunca. Bize suçlu muamelesi yaptılar. Yaşamadığımız hiçbir şey kalmadı. Şükürler olsun ki sağ salim gelebildik.”

Savaş atmosferinin toplum üzerinde yarattığı baskıya da dikkat çeken Yüksel, “Savaşın soğuk yüzü insanlarına yüzüne yansıyor. Sadece bir bomba deyip geçmeyin insanlar sabaha kadar diken üstünde. Kıyı köşe bir yerlerde sabahlıyor. Gün aydınlıktan sonra uyumaya çalışıyoruz diyor oradaki insanlar. Tedirgin bir hava var. Tahran kötü bir durumda. İnanılmaz bir trafik vardı bizde o trafiğin ortasındaydık” ifadelerini kullandı.

Exit mobile version