Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada salondakileri selamlayarak savunmasına başlayan Epözdemir, “İddianameyi birçok avukatla birlikte okudum. Doğrusunu söylemek gerekirse İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi bir avukatın bu kadar basit iddialarla tutulmasına bir anlam veremedik. Ancak, tutuklanmamın hukuki değil siyasi olduğunu biliyoruz zaten” dedi.
Epözdemir şunları söyledi:
“Tutuklanmama giden yolu anlatacağım. İstanbul Barosu genel seçimi oldu. Yönetim disiplin, denetleme ve delegasyon listemize bakıldığı zaman Türkiye’nin bir kopyasını göreceksiniz. Her kesimden insanları, meslektaşlarımızı temsil edecek bir listeydi. Elbette ki bu listede Kürt kimliğini hiçbir zaman gizlemek zorunda kalmamış isimler de olunca, -umarım bu çözüm/barış süreciyle bileşikte bu tip şeyleri de aşarız-, bu kampanyalar büyütüldü. Seçimleri iyi sayılabilecek bir oyla kazandık. Kazandıktan sonra da benzer söylemler devam etti. ‘İstanbul Barosu’nu bu teröristlere nasıl verirsiniz’ dediler. 2 ay geçmeden içeriği suç oluşturmayan bir konuşma nedeniyle baromuza soruşturma başlatıldı. Normalde bakanlıktan izin alınması gerekirken bu prosedür işleme konmadı. Telefonla biz ifadeye çağrıldık. 7 Ocak 2025 tarihinde beyanda bulunmak için savcılığa gittik. 7 gün sonra bu sefer başka bir müdahale ile karşılaştık. Umut ediyorum ki bundan sonra olmaz. 15 yaşından itibaren insan hakları kavramıyla tanıştım. O tarihten beri de benim savunduğum şeyler bu süreçte konuşuluyor. Daha kullanışlı olanı seçtiler. ‘Fırat Epözdemir Kürt, alıp tutuklayalım’ dediler. Terörü seçtiler. Yüzlerce meslektaşımızın ortaklaştığı en önemli nokta şu: Siz İstanbul barosu üyesi olmasaydınız bu dava açılmayacaktı.”
“16’sında bu dosya oluştu. Ayın 16’sında BTK’ya 10 yıllık HTS kayıtlarımın istenmesi için müzekkere yazılıyor. Aynen şu yazılmış: Komiser olarak görev yapan memura elden fiziken ivedi şekilde teslim edilmesi… Bu ne acele? Benimle ilgili istihbarati bilgi isteniyor. Üç buçuk saatte benimle ilgili istihbarati bilgi toplanıp dosyaya sunuluyor.”
“Benimle ilgili asıl soruşturma HDK soruşturması. Bu dosyada her ne olduysa tefrik kararı veriliyor bu dosta oluşturuluyor. Bir tutuklama kararı verilmişti. Ne savunma yaparsam yapayım tutuklanacaktım… Bir kişinin gerçekte suç işleyip işlemediğini kim bilir? En iyi kendisi bilir. Ben kendimi çok iyi biliyorum. Ben 15 yaşında beri insan hakları hukukuyla ilgileniyorum. 26 Kasım 1993’te Tatvan’da katledilen avukat dayımdan sonra iyice kafa yordum. Bu mesleği tercih etmemin en önemli nedeni insan haklarıdır. Hayatımda polisten sadece bir yerde dayak yedim. Ben sosyalist bir adamım. 1997 Beyazıt’ta başörtüsü yasağıyla ilgili protesto sırasında dayak yedim. Şu an televizyonlarda konuşan sıra arkadaşlarımız hocalarımıza ses çıkarmazken biz çıkarıyorduk.”
İddianamedeki hiçbir iddiayı kabul etmediğini belirten Epözdemir, şöyle devam etti:
“Soruşturma savcısı bu iddianameyi inanarak yazmamış. Nedenini açıklayacağım. O kadar çok çelişki var ki… Temel amaç benim tutuklanmam… Benim HDK’ka hiçbir görevim yok. Zaten olmadığı da iddianameden belli. HDK’nin Bağcılar Başkanı olduğum iddia ediliyor. Excel tablolarında birinde adım varmış. HDK legal mi illegal mi? Hem Ankara Emniyet Müdürlüğü hem de İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan fezlekelerden okuduğum kadarıyla öğrendim HDK’yı… Bilmiyordum. İllegal bir faaliyet görmedim tüzükte. HDK 2011 yılında kuruluyor. O yıldan bu yıla kadar da faaliyetlerine devam ediyor. Bana HDK illegal diyemezsiniz artık. Yıllardır kapatmamışsınız… Binlerce kişide, onlarca kurumda benim iletişim bilgilerim var. Bu konuyla ilgili bana gelen onlarca beraat kararı var. Bu beni illegal örgüt üyesi yapmaz. HDP’nin Bağcılar Eş Başkan adayıydım. Ne geldiyse başımıza adaylıklardan geldi zaten.”
