Mahkeme heyeti, otel sahibi Ahmet Bozkurt’a “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 18 yıl 5 ay 7 gün hapis cezası verdi. Aynı suçtan mimar Erdem Yıldız’a 18 yıl 5 ay 7 gün, Mehmet Fatih Bozkurt’a 17 yıl 4 ay 28 gün, fenni mesul Hasan Aslan’a 16 yıl 4 ay 20 gün, inşaat mühendisi Halil Bağcı’ya 7 yıl 4 ay, inşaat mühendisi Mehmet Göncüoğlu’na ise 8 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Sanıklara “iyi hal indirimi” de uygulandı. Sanıklardan Bilge Açık, Efe Bozkurt, Seda Zeren, Şule Özbek ve Ulviye Bozkurt ise beraat etti.
Adıyaman Cumhuriyet Savcısı, KKTC hükümeti, depremde yakınlarını kaybeden aileler ve taraf avukatları, yerel mahkemenin kararını istinaf mahkemesine taşıdı.
Edinilen bilgiye göre, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi müştekilerin itirazını esastan reddetti. ANKA Haber Ajansı muhabirinin ulaştığı kararda, “vicdani kanaatin oluştuğu duruşma süreci”ni yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçeye göre yapılan incelemede, KKTC Hükümeti vekilinin katılma talebinin 12 Haziran 2024 tarihli celsede reddedildiği, bu ret kararına karşı istinaf yolunun açık olduğu belirtildi.
Ancak sanıklara isnat edilen “taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçunun, kişilere karşı işlenen suçlardan olduğu ve bu suçun mağduru ya da müştekisi olabilmek için doğrudan zarar gören gerçek kişi olmak gerektiği ifade edildi.
KKTC Hükümeti’nin tüzel kişilik olması nedeniyle, söz konusu suçun mağduru sıfatını taşımadığı, doğrudan zarar görmediği ve dolayısıyla davaya katılma hak ve yetkisinin bulunmadığı vurgulanan kararda, bu nedenle, katılma talebini ret kararının usul ve yasaya aykırı olmadığı değerlendirilerek, KKTC Hükümeti’nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği belirtildi.
Daire, yerel mahkeme kararına ilişkin istinaf başvurularını da esastan reddetti. Mahkeme, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet ve beraat kararlarında usule ve esasa ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığını belirtildi. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz değerlendirildiği, delillerin hukuki ve kanuni çerçevede tartışıldığı, vicdani kanaatin kesin, tutarlı ve çelişmeyen delillere dayandırıldığı, delillerde ve işlemlerde eksiklik bulunmadığı ifade edilen kararda, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın ise yasal çerçevede uygulandığı kaydedildi.
Ayrıca Yargıtay 12. Ceza Dairesinin içtihatlarına atıfla, 6 Şubat 2023’teki ilk depremde yıkılan otelin proje ve inşaat süreçlerinde görev alan sanıkların, dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettikleri vurgulanan kararda, yetersiz etriye sıkılaştırmaları, yanlış kanca açıları, standart dışı beton kullanımı, ruhsatsız ilave katlar, proje uyumsuzlukları ve yetersiz perde duvarlar gibi teknik eksikliklerin, binanın depreme dayanıksızlığının öngörülebilir olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.
Kararda, buna rağmen sanıkların kaliteli malzeme ve iyi ustalarla çalıştıklarına, projelerin yeterli olacağına dair inançla hareket ettikleri ve sonucun meydana gelmeyeceğini düşündükleri, dolayısıyla doğrudan ya da olası kastla hareket ettiklerinin dosya kapsamında kanıtlanamadığı belirtildi. Kolon kesildiğine yönelik herhangi bir delil bulunmadığı da ifade edilen kararda, sanıkların eylemlerinin “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığı ve bu gerekçelerle tüm istinaf başvurularının esastan reddedildiği bildirildi.
