Tundra ikliminin zorlu şartlarından yola çıkarak kış aylarında Türkiye’ye kadar göç eden kar kiraz kuşu, serçeyi andıran yapısı ve soğuğa karşı verdiği yaşam mücadelesiyle doğa tutkunlarının en çok araştırdığı canlılardan biri haline geldi.
İnternet dünyasında son günlerde sıkça paylaşılan kar kirazı görselleri, birçok kişiyi kışın ortasında meyve veren mucizevi bir bitki arayışına itti. Ancak biyolojik gerçkeler, algının tamamen isim benzerliği sebebiyle ortaya çıktığını ispatlarken, kar kirazı kuşu gerçekte var mı? sorusunun yanıtını arayan çok kişi var.
Doğada kar kirazı adında kışın yetişen bir meyve bulunmuyor; bu isim aslında kiraz kuşugiller familyasına mensup, bilimsel adı plectrophenax nivalis olan küçük bir ötücü kuşa ait. Alaca çinte veya kar çintesi olarak da bilinen bu canlı, kış aylarının o dondurucu beyazlığında hayatta kalabilen nadir türler arasında yer aldığı için bu isim ile biliniyor.
Bir serçeyle hemen hemen aynı boyutlarda olan kar kiraz kuşu, ortalama 16 ile 17 santimetre uzunluğa ve 26 ile 40 gram ağırlığında. uşun dış görünüşü yaşına ve cinsiyetine göre büyük farklılıklar gösteriyor. Yetişkin erkek bireyler sırt ve kanat bölgelerindeki keskin siyah beyaz kontrastla hemen göze çarparken, dişiler doğada daha kolay saklanabilmek adına kahverengimsi bir tüy yapısına sahip.
Kısa ve güçlü gagası sayesinde beslenme konusunda adeta savaşçı kimliğine büründüğü gözlemlenen bu kuş türü, tundra gibi bitki örtüsünün cılız olduğu açık alanlarda zamanını kar üzerinde veya donmuş toprağı eşeleyerek geçirmekte.
