Sosyal medya hesabından açıklama yapan baba Altın, eşi Kübra Tonguç Altın’ın “Hilmi kalk yangın var, bize yetiş” sözüyle gözünü açtığında eşinin ve 9 yaşındaki kızı Alya Altın’ın odadan koşarak çıktığını belirti.
Tahmini 30 ya da 50 saniye sonra giyinerek odadan çıktığını anlatan Altın, şunları kaydetti:
Altın, dumandan kaçarak yürüdüğünde koridorun sonunda nefes almaya imkan veren az görüşlü bir alanda kalabalık bir grubun cam kırmaya çalıştığını gördüğünü ve onlara katılarak bir odaya sığındığını aktardı.
Aynı odada 13 kişi bulunduğunu anlatan Altın, şöyle devam etti:
Hilmi Altın, daha sonra diğer otellere giderek acilen pencere altlarına yatakları getirmelerini istediğini ifade etti.
Otelin eşi Kübra ile kızı Alya’yı kendisinden aldığını belirten Altın, “Dünyanın en acı hissi, tarifi imkansız. Biz o otele ilk kez giderken, iki aile, pusetten beri beraber büyüyen, birlikte üniversite planları kuran, aynı evde yaşama hayali ile büyüyen çocuklarımızın tatil arzularını yerine getirmek istedik. Ancak beraber cennete yürüyeceklerini bilemezdik. Kızımızı canından çok seven eşim de asla ayrı kalamadığı minik kuşunu, son nefesinde dahi bırakmadı” dedi.
Altın, otele beraber gittikleri Atakan Yalçın ve kızı Derin’in de yangında hayatını kaybettiğini, Yalçın’ın eşi Yaprak Yalçın ve diğer kızı Defne’nin ise güçlükle kurtulduğunu anlattı.
