Beste Açar, babasının vefatından kısa bir süre sonra Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM) tarafından gönderilen bir yazı ile bu devirden haberdar olduğunu belirtti. Açar, devir işleminin noter huzurunda yapılması gereken resmi bir işlem yerine, “amatörce hazırlanmış bir A4 kağıdı” üzerinden gerçekleştirildiğini savundu:
Özel bir kriminal tetkikat bürosunda görevli uzmanlar tarafından hazırlanan bilirkişi raporu, iddiaları destekler nitelikte sonuçlar ortaya koydu. Yapılan mühür ve imza incelemesinde; “FESEK Devir Sözleşmesi” başlıklı belgedeki imzanın, Kayahan Açar’ın gerçek imzasına benzetilme gayretiyle atılmış, ancak usta sanatçının el ürünü olmayan “taklit bir imza” olduğu kanaatine varıldı.
Cumhuriyet’in haberine göre açıklamasında sadece İpek Açar’ı değil, o dönemki kurum yetkililerini de hedef alan Beste Açar, olayın bir “çete faaliyeti” olduğunu iddia etti. Açar, “Babamın vefatından sonra beş yakınımı daha kaybettim. Ben acımla mücadele ederken onların hedefleri bambaşka yerlerdeymiş. MESAM yönetiminde buna ortak olan her kim varsa yargılanmalı” dedi.
Beste Açar’ın avukatı Onur Yağışan, davanın teknik boyutuna dikkat çekerek MESAM’ın işleyişindeki bir tuhaflığı gündeme taşıdı. Yağışan, “MESAM gibi köklü bir kurum, nasıl olur da noter onaylı bir devir sözleşmesinin aslını değil de fotokopisini kabul eder? Ortada aslı olmayan, sahte imzalı bir fotokopi üzerinden yürütülen bir süreç var” ifadelerini kullandı. Dilekçede ayrıca, İpek Açar’ın yurt dışına çıkma ihtimaline karşın tedbir alınması talebi de yer aldı.
