Zahter, Kilis mutfak kültüründe yüzyıllardır evlerin olmazsa olmazı olarak biliniyor. Eskiden nenelerin kış hazırlıkları kapsamında dibeklerde döverek hazırladığı bu lezzet, bugün hala aynı geleneksel sadakatle üretiliyor. Zahter ustası Yakup Zahteroğlu, bu mesleği Ömer Şekeroğlu gibi duayen isimlerden devraldığını belirterek, zahterin Kilis’in ruhunu ve bereketini yansıtan “canlı bir miras” olduğunu vurguluyor.
Kilis zahterini sıradan kahvaltılıklardan ayıran en büyük özellik, zengin içeriği. İçerisinde leblebiden menengice, karpuz çekirdeğinden rezeneye, susamdan (küncü) kekiğe kadar birçok farklı besin bulunuyor. Ayrıca yer fıstığı, sumak, kimyon, kişniş ve toz biber gibi baharatlarla harmanlanan bu karışım, geçmişte makine olmadığı için el emeğiyle dövülerek hazır hale getirilirdi. Kış boyunca tüketilen bu karışım, özellikle yılbaşından itibaren en lezzetli formuna ulaşıyor.
Zahterin en verimli tüketim şekli, hakiki zeytinyağı ile buluşmasıdır. Usta Zahteroğlu’nun tavsiyesine göre; sabah aç karnına bir parça ekmeği önce zeytinyağına, ardından zahtere bandırarak yemek, vücut direncini maksimum seviyeye çıkarıyor. Çiğ olarak tüketilmesi sayesinde içindeki tüm vitamin ve mineraller doğrudan vücuda geçiyor. Genellikle kış yiyeceği olarak bilinse de, sevenleri tarafından yazın bile ekmek arası olarak tercih ediliyor.
Zahteri tadan vatandaşlar, bu yöresel lezzetin sadece damağa değil, sağlığa da büyük katkısı olduğunu dile getiriyor. Soğuk algınlığına karşı koruyucu etkisiyle bilinen zahter, sindirim sisteminden enerji seviyesine kadar birçok alanda destek sağlıyor. Kilis’in bu kadim lezzeti, hem yerel halkın hem de şehri ziyaret eden turistlerin gözdesi olmayı sürdürüyor.
