Keleş’in acılı ailesi, “Adrenalin iğnesi hemşirenin, doktorun cebinde bulunması gerekiyormuş ama hemşireyi çağırdım bize serumu çıkarttırmadığı gibi iğne de yapmadı, tekrar gitti. Doktorla birlikte geldiler, baktılar. İkisi birden tekrar yanımdan ayrıldılar. Yine yapmadılar. Ben iğne yapıldığını bilmiyordum ama onların bilmesi gerekiyor. 2 kere geldiler o iğneyi yapmadılar. Aradan 15 dakika geçti, ilk 5 dakikada yapsalardı böyle olmayacaktı” açıklamasını yaptı.
Şükrü Keleş’in 6 Şubat’ta Beylikdüzü’ndeki bir hastaneye soğuk algınlığı şikayetiyle gittiği ve kendisine ağrı kesici serum takıldığı daha sonra ise başka bir serum takıldı. Keleş, takılan serumların ardından fenalaşarak kusmaya başladı. Durumun haber verilmesi üzerine hemşireler müdahale etmezken, doktorun beklenmesi istendi.
Ailenin iddiasına göre, doktor geldiğinde baygın olan Şükrü Keleş sedyeyle kırmızı alana götürülerek müdahale edildi. Daha sonra yoğun bakıma alınarak entübe edilen Keleş ile ilgili aileye açıklama yapan doktorlar, hastanın nöbet geçirdiğini, nedenini bilmediklerini ve bu nedenle uyuttuklarını söyledi. Beyin tomografisi çekilen hastanın beyninde bir hasar olmadığı belirtildi.
Bunun üzerine Keleş ailesi, çocuklarının başka hastaneye sevk edilmesini istedi, ancak hastane yönetimi başka bir hastaneye sevki geciktirdi. Saatler sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilen Şükrü Keleş’in, 8 gün sonra beyin ölümü gerçekleşti. Burada tedavi gören Keleş, 15 Şubat’ta doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’na kaldırılan Keleş’in cenazesi, yakınları tarafından teslim alındıktan sonra 16 Şubat’ta Tekirdağ Marmara Ereğlisi’nde defnedildi. Polis olayla ilgili inceleme başlatırken, ailenin avukatı suç duyurusunda bulundu. Hastane ile ilgili soruşturma başlatıldı.
Anne Satı Keleş, “Oğlumun biraz soğuk algınlığı vardı. Rahatsızlanmıştı, birlikte hastaneye gittik. Özel bir hastanede muayene oldu, serum yazdılar, ‘Tahlil yapacağız’ dediler. Serum takıldı, ilk olarak küçük parol taktılar. Bittikten sonra diğer serumu takınca 5-10 dakika içinde oğlum, ‘Midem bulanıyor, kusacağım’ dedi. Ben hemen hemşireye seslendim. Hemşire geldiğinde oğlum, ‘Kolum yanıyor, serumu çıkartın’ dedi ama hemşire ‘Hayır siz de dokunmayın, doktor gelene kadar çıkarmayacağız’ dedi. Hemşire gittikten sonra oğlum kusmaya başlamıştı.
Sonra doktorla birlikte geldiler. Oğlum kusarken yan çevirdim. Doktorla hemşire tekrar odadan ayrıldılar. 3, 5 dakika sonra sedye ile birlikte geldiler. O sırada oğlum kollarımda bayılmıştı. Sonra sedyeye koyduk. Doktor kırmızı odaya giderken adrenalin hazırlayın diye kırmızı odadakilere seslendi. Odaya girdiler, 1 saat çıkmadılar. 1 saat sonra, ‘hayatı riski var, pek iyi değil, entübe ettik’, dediler. Yoğun bakıma aldılar” şeklinde konuştu.
Oğlu yoğun bakıma alındıktan sonra saat 02.00 sıralarında durumu ile ilgili doktorların bilgi verdiğini belirten anne Satı Keleş, “Doktorlar, ‘İdrarını yaptı, vücut işlevlerini görüyor, belki düzelebilir’ dediler. Sabah saat 08.00 gibi de başhekim, doktorlar bizi odaya çağırdılar, ‘Uyanınca nöbet geçiriyor, geri uyutuyoruz, nedenini bilmiyoruz’ dediler. Ben de gerekirse siz nedenini bulamazsanız başka bir yere sevk edelim, dedik. ‘Sevke gerek yok, bizim göğüs hastalıkları uzmanımız bakıyor dediler. Anestezi uzmanımız bakıyor, yoğun bakım uzmanımız izinde’ dediler.
