“Mesleki ve teknik eğitim konusu bizim açımızdan can alıcı bir konu.” diyen Tekin, konunun iki açıdan önemli olduğunu söyledi.
Tekin, Türkiye’deki demokratikleşme süreci açısından meslek liselerinin çok mağdur edildiğini aktararak, “28 Şubat’ta öğrenci sayısı yarı yarıyadan daha fazla azalan bir okul grubundan bahsediyoruz. Daha önce sınavla öğrenci alan meslek liseleri, katsayı engeliyle bir anda öğrenci bulamama riskiyle karşı karşıya kalmıştı. Dolayısıyla 2010’da katsayı mağduriyetinin giderilmiş olması, demokratikleşme göstergeleri açısından önemli. Bir diğer konu, bütün uluslararası çalışmalarda, akademik çalışmalarda ülkelerin milli gelirleriyle insan kaynaklarının yetkinlikleri arasında paralel bir ilişki var.” diye konuştu.
İnsan kaynaklarını doğru ve uygun standartlarda yetiştiren ülkelerin milli gelirlerinin diğer ülkelere göre daha rasyonel bir zemine oturduğunu dile getiren Tekin, hem demokratikleşme hem de insan kaynağının doğru yetiştirilmesi açısından mesleki ve teknik liselere özel önem gösterdiklerini belirtti.
Tekin, 2013’ten itibaren atılan adımlar ve 2014’te dershanelere yönelik kanunla başlayan sürecin mesleki ve teknik eğitimde bir kırılma noktası olduğuna dikkati çekerek, mesleki ve teknik eğitimle ilgili olarak özellikle proje okul formatıyla meslek liselerinde çok farklı bir ivme yakalandığını vurguladı.
O dönem il il gezerek mesleki ve teknik liselerde ihtiyaç kalmayan programları ve bölümleri kapatıp yerlerine yeni bölümler açtıklarının altını çizen Tekin, şöyle devam etti:
Tekin, mesleki ve teknik liselerde çocukların iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanmasıyla ilgili süreç başlattıklarını anımsattı.
